Edebiyatımızda


sayfa1/3
ed.ogren-sen.com > Edebiyat > Edebiyatı
  1   2   3



Yazarın, okuyucu ile sohbet edercesine; senli, benli içten bir ifade ile belli bir konuyu anlatmasıdır.

Yazar fikirlerini ispatlamak çabası içinde değildir. Ama sohbet havası içinde okuyucuya sorduğu soruları kendisi cevaplayarak fikirlerini savunur.

Sohbetin dili sade ve günlük konuşma dilidir.

Yüzeysel bir düşünce yazısıdır.

Sohbet yazılarında herkesi ilgilendirecek konular seçilir.

Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir.

Üslup olarak fıkraya benzerse de gazete yazı türü olması, az sözle çok şey anlatmayı amaçlamaması, dışa dönük olması onu fıkradan ayırır.

Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Şevket Rado sohbet türüne özel bir önem vermişlerdir.



Bir konuda okuyucuya bilgi veren ya da bir düşünceyi açıklayan, kanıtlamaya çalışan gazete ve dergi yazılarıdır. Makalede temel unsur düşüncedir. Makalede amaç bilgi aktarmak ya da görüşlerine okuyucuyu inandırmak olduğundan açık, anlaşılır, ciddi bir dil kullanılır. Seçilen konuya göre uzun da olabilir kısa da.

Gazete ve dergilerin baş sayfalarında yayımlanan, yayın organlarının güttüğü amaç doğrultusunda yazılan makalelere de baş makale denir. Bu yazıları yazanlara da başyazar denir.

Güçlü bir makale yazabilmek için iyi bir planlamaya gereksinme vardır. Bir düşünce yazısı olduğundan, makalenin giriş bölümünde konu ortaya konur. Genelde bu ortaya koyuş bir iddia biçimindedir. Gelişme bölümünde, bu iddia örneklerle ispatlanır. Sonuç bölümünde de kesin bir yargıya varılır.

Makalelerde öğreticilik (didaktiklik) ön plandadır. Makale, öğretmeyi ve bilgi vermeyi hedef aldığı için didaktik bir özellik taşır.

Genelde “biz”li anlatım görülür.

İleri sürülen düşünceler, çeşitli örnekle ispatlanmaya çalışılır. Bilgi vermek amacıyla her konuda yazılabilir.

Her konuda makale yazılabilir. Bu konu günlük olabileceği gibi, felsefi, bilimsel, sanatsal da olabilir. Ama edebi makale elbette sanatla ilgili olanıdır.

Makalede belgelere dayalı, kanıtlayıcı ifade vardır. Verilen örnekler açık, net ve sıhhatli olmalıdır.

Makale, gazete ile birlikte ortaya çıkmış bir gazete yazı türüdür. Bizde de ilk özel gazete olan Tercüman - ı Ahval gazetesinin çıkmasıyla görülür. İlk makale de aynı gazetede Şinasi tarafından yazılmıştır.

Edebiyatımızda Tanzimat döneminden beri görülen makale türünde Namık Kemal, Hüseyin Cahit, Ziya Gökalp, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabi ünlü birkaç isimdir.


Bilim, sanat, politika alanında ün yapmış kişilerin başından geçen olayları anlatan yazılardır.

Yazarın kendini okura açtığı bir tür olduğunda içtendir ve bu yönüyle çok tutulur. Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği gösterir. Ancak bu bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylara kişisel bakışı söz konusudur. Anılarda öznellik hâkimdir.

Üslup yönüyle gezi yazısına benzese de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder. Zaten eski edebiyatımızda anı, gezi yazısı hatta tarih iç içedir.

Anılar, yazılı olduğu gibi sözlü de anlatılabilir.

Yaşanmış olaylar ele alındığı için, anılarda anlatılanlar gerçektir.

Bir anının başarılı olabilmesi için, öncellikle ilginç ve ders verici bir olay seçilmelidir. Bu olay, abartmalardan kaçınılarak olduğu gibi aktarılmalı; anlatım açık, içten ve ilgi çekici olmalıdır.

Anılarda olaylar, oluş sırasına göre planlı bir biçimde anlatılmalıdır.

Hatıra, yazarını mesleğine, huyuna ve mizacına, eğilimlerine göre edebi, askeri ve sosyal bir muhteva taşıyabilir. Herkesin bildiği bir olaya ve ay olaylara büsbütün değişik kişisel bir açıdan bakılması hatıraların değerini artırır.

Hatıra eserinde, yazar tarafsız ve ya taraf tutucu olabilir. Bunlar, hatıra için kusur değildir. Tam objektifliğin mümkün olmayacağı hatıra eserlerinde asıl önemli olan dürüstlük ve samimiyettir. Ayrıca gerçeği boğacak derecede hissi ve mübalağalı davranmamak, konunun okuyucuların merakını karşılayacak nitelikte olması da aranan diğer hususlardır.

Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyet döneminde önemli bir tür olmuştur. Anılarını kitaplaştıran yazarlarımızda vardır. Namık Kemal, Magosa Mektupları; Ziya Paşa, Defteri Amal, Ahmet Rasim, Şehir Mektupları; Halit Ziya, Kırk yıl, Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit, Edebi Hatıralar; Falih Rıfkı, Çankaya adlı eserlerinde anılarını anlatmışlardır. Edebiyatımızda hatıra türünün ilk örneği Babür şah’ın Babür name adlı eseridir.



Bir konuda yazarın kişisel düşüncelerini, kesin kurallara bağlamadan, samimi bir dilde ve özgürce anlattığı düz yazıdır. Yazar, kendi kendisiyle konuşur gibi yazar, ileri sürülen görüşlerin ispatlanması zorunlu değildir.

Makale ve fıkradan farklı olarak bilgi vermeyi amaç edinmez. Daha ziyade okuyucunun doğruyu bulmasına yardım eder, insanı düşünmeye, yorum yapmaya sevk eder.

Denemede yazar kişisel görüşlerini anlatır. Denemede yazar kendine ait olan, gönlünde yaşattığı duygu ve düşüncelerini dile getirir. Kesin bir sonuca varmaz.
Deneme, söyleşiye benzer. Bu iki türü birbirinden ayırmak gerçekten çok zordur. Aralarındaki en belirleyici ayırım, söyleşide okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatım olmasına karşılık, denemede yazar, kendisiyle konuşuyormuşçasına bir yol izler.

Genellikle devrik cümleler kullanılır.

Orta uzunlukta bir yazı türüdür.

“Ben”li (Öznel) anlatım ön plandadır.

Deneme türünün Dünya Edebiyatı’ndaki kurucusu Fransız yazar Montaigne’dir. Daha sonra İngiliz yazar Bacon bu türü geliştirmiştir.
Türk Edebiyatı’nda ise en tanınmış deneme yazarları şunlardır: Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Vedat Günyol, Oktay Akbal, Salah Birsel, Cemil Meriç, Selim İleri.



Hayatın değişik durumlarının sahnede canlandırılması amacıyla yazılan eserlerdir. Asıl adı dramadır. Ayrıca oyun, piyes, temsil olarak da adlandırılır. Tiyatronun kaynağı Eski Yunan’dır. Roma imparatorluğu döneminde gelişen ve çöken tiyatro, Avrupa’da Rönesans’la yeniden canlanmıştır.

Tiyatro eserleri konularına göre üç çeşittir:

A) Trajedi: İzleyicide korku ve acıma gibi duygular uyandıran, ruhu tutkulardan arındırmak amacını güden tiyatro çeşididir.

Konusunu seçkin kimselerin hayatından ya da mitolojiden alır. Kahramanları tanrılar, tanrıçalar ve soylu kimselerdir.

Kusursuz bir üslubu vardır. Kaba sözlere yer verilmez. Eser baştan sona kadar ağırbaşlı, ciddi bir hava içinde geçer.

Çirkin olaylar, seyircinin gözü önünde gerçekleştirilmez, sahne arkasında gerçekleştirilir. Bu olaylar haberciler tarafından sahnede aktarılır. Üç birlik kuralına uyulur.( Yer, zaman, olay ) Oyunda korolara yer verilir. Ünlü trajedi yazarları; Eski Yunan; Aiskhylos, Euripides, Sophocles. Fransız; Corneille, Racine.
B) Komedi: İnsanların ve olayların; gülünç ve çarpık yanlarını sergileyen tiyatro çeşididir. Konusunu, yaşanılan hayattan ve günlük olaylardan alır. Kişiler halktan ve yüksek zümreden her çeşit insan olabilir. Her türlü söze şakaya yer verilir. Kişilerin her türlü davranışları sahnede gösterilir. Birbirini izleyen diyalog ve koro bölümlerinden oluşur. Manzum olarak yazılır. Üç birlik kuralına uyulur. Türün yazarları, Yunan-Aristoohanes, Fransız- Moliere. 
C) Dram: Tiyatronun tarihi gelişimi içinde trajediyle komedi arasında dram türü doğmuştur. Hayatın acıları ve mutlulukları iç içedir. Klasik tiyatro kurallarının uygulanmadığı bu tür hem şiir hem düzyazıyla yazılabilmektedir. Hayatı olduğu gibi yansıtır. Trajedi ve Komedi kaynaşmıştır. Konusunu günlük yaşamdan ve tarihten alır. Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur. Olaylar, çirkin dahi olsa sahnede gösterildiği gibi kişiler hangi sınıf ve halktan olursa olsun dramda yer alır.

Tiyatro ile İlgili Bazı Terimler:

Perde: Tiyatro eserlerinde konunun ana bölümlerinden her birine denir.

Dekor: Tiyatroda olayın geçtiği yer ile eşyaların tümü.

Suflör: Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri sahne gerisinden, seyircilere hissettirmeden hatırlatan kimse.

Diyalog: Kişilerin karşılıklı konuşmaları.

Monolog: Tiyatro eserinde biri kişinin tek başına konuşmasıdır.

Tirat: Tiyatro oyununda kişilerin birbirlerine karşı söyledikleri coşkulu uzun sözler.

Fars: Basit olay ve yergilerle dolu halk komedisidir.

Vodvil: Hareketli ve eğlenceli bir konuya dayanan alaycı, taşlamalı komedi.

Komedi Santimantal: Güldürürken düşündüren, insanı duygulandıran içli komedi.

Piyes: Gerçeklere uygun, ciddi konulu dram.

Melodram: Seyirciyi heyecanlandıran, hareketli ve duygusal oyun türü.

Feeri: Masal öğelerinden yararlanılarak yazılmış tiyatro eseri.

Opera: Tüm sözleri bestelenmiş trajedi veya dram.

Operet: Sözlerinin bir kısmı müzikli, bir kısmı müziksiz olan tiyatro eseri.

Bale: Konusunu müziğe bağlı hareketlerle gösteren, konuşmanın yer almadığı tiyatro türü.

Kostüm: Oyuncuların oyun esnasındaki kıyafetleri

Rol: Oyuncuların konuşma ve hareketlerinin tümü.

Jest: Herhangi bir şeyi açıklamak için oyuncunun yaptığı el kol hareketleridir.

Revü: Operetin daha hafif fakat hiciv, alay, tenkit dolu çeşididir.

Skeç: Beş-altı dakikaya sığdırılan tablolar halinde kısa, musikili oyunlardır. Bir çeşidi de radyo skeçleridir.

Operet: Sözlerinin müziksiz kısımları müziklerden çok olan tiyatro eserlerdir. Halka hitap etmek için yazılır. Operetlerde renk, ışık, kıyafetler ve dans en göze çarpıcı şekilde kullanılır.



Bir sanatçının, bir sanat eserinin iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak onun gerçek değerini belirleyen yazılardır. Eleştiri bir eserin başarılı ve başarısız yönlerini ortaya koymaktadır. Eleştiri yazarı – yani eleştirmen – eser hakkında okuyucuyu bilgilendirir; hem eserin yazarına hem okura yol gösterir.

Eleştiriler, genellikle gazete ve dergilerde yayımlanır. Zaman zaman bir araya getirilerek bir kitapta toplanır. Bazı eleştiriler çok uzundur. Böyle eleştiriler kitap olarak yazılır.

Eleştiriler, sanattan ve sanatçıdan anlayan kültürlü kişilerce yazılır. Ancak bizler de kendi çapımızda basit eleştiriler yazabiliriz.

Eleştiriler de belli plana gör yazılır. Kısa eleştiri yazılarını giriş bölümünde, eleştirilecek kişi ya da yapıt genel çizgileriyle tanıtılır. Gelişmede çeşitli özellikleri, başarılı-başarısız yanları, örneklerle anlatılır. Sonuçta da bir yargıya varılır. Bu yargı; ya olumlu, ya olumsuz, ya da bazı yönlerden olumlu, bazı yönlerden olumsuz olabilir.

İki tür eleştiri vardır: İzlenimsel eleştiri ve nesnel eleştiri.

İzlenimsel eleştiri (öznel eleştiri);Anatole France’in ilkelerini belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk ölçülerini göz önüne alarak incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel yargılar çok olacağından günümüzde bu tür pek rağbet görmez.

Nesnel eleştiri; her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek belli ölçütler vardır. Eleştirmen mümkün olduğunca kişisel yargılarda bulunmaktan kaçınır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri ister beğensin ister beğenmesin, tarafsız bir gözle onun değerini ortaya koyar.

  Avrupa’da Boielau, Saint Beuve, Taine, France eleştirileriyle tanınır.

Edebiyatımızda Hüseyin Cahit, Cenap Şehabettin, Ali Canip, Yakup Kadri, Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, eleştiri alanında yazılar yazan ünlü birkaç isimdir.



Yaşanması olası olmayan, kahramanları hayal ürünü ve olağanüstü özellikler taşıyan yazı türüdür.

Giriş bölümü ve sonuç bölümü bir tekerleme ile başlar:Evvel zaman içinde,kalbur saman içinde...........,Onlar ermiş muradına,biz çıkalım...........gibi. Olaylar miş'li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.

Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür.

Yer ve zaman belli değildir.

Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

Masallarda eğiticilik esastır.

Çoğu kez evrensel konular işlenir.

Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür.

Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımızı derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır.

  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Edebiyatımızda iconEdebiyatimizda balkan acilari

Edebiyatımızda iconC edebiyatımızda örneklerinin görülmediği

Edebiyatımızda icon* Edebiyatımızda ilk edebi roman: Namık Kemal / İntibah

Edebiyatımızda iconEdebiyatımızda ilk roman, Yusuf Kamil Paşa’nın adlı sanatçıdan çevirdiği yapıtıdır

Edebiyatımızda iconEdebiyatımızda mektup türü, Tanzimat Edebiyatı döneminde gelişmeye...


Edebiyat




© 2000-2018
kişileri
ed.ogren-sen.com