* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür


ed.ogren-sen.com > Edebiyat > Edebiyatı
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

1923’te cumhuriyetin kurulmasıyla başlayıp günümüze kadar gelen edebiyattır. Düşmanı savaş meydanlarında yenerek bağımsızlığına kavuşan Türk ulusu tam bağımsız bir ülke olabilmek için içerde de yeni savaşlara yeni mücadelelere başlamıştır.

Uzun süren savaşlar ve eğitim yetersizliği ülkenin geri, ülke insanının da cahil kalmasına yol açmıştır. Cumhuriyetle birlikte teokratik bir yönetimden demokrasiye geçen ülkemizde birtakım sosyal, siyasi ve kültürel değişmenin sancıları başlamıştır

Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda yapılan Latin Alfabesine geçiş, yeni hukuk sistemi, Türk Dil ve Türk Tarih Kurumunun kurulması toplumun aynası kabul edilen edebiyatta da köklü değişimin olmasına yol açmıştır.

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin üzerine kurulmuştur.

Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri değişen siyasî, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır.

Genel Özellikleri

*  Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni bir kültür oluşturma çabası ortaya çıkmıştır. Bu kültürü oluşturma görevi de aydınlara verilmiştir. Bu dönem eserlerinde, oluşan bu yeni fikirlerin ve kültürlerin edebiyatla halka benimsetil-me çabaları görülmektedir.

*  Bu dönemin yazarları yeni kurulan devletin görüşlerini halka aktarmayı kendilerine vazife bilmişler ve doğrultuda belirli bir tezi savunan eserler yazmışlardır.

*  Milliyetçilik fikrinin yaygın olduğu bu dönemde Anadolu neredeyse kutsal bir toprak olarak algılanmış ve eserler daha çok bu doğrultuda verilmiştir.

*  Bu dönemde gelişen milliyetçiliğin de etkisiyle Atatürk, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı destanlaştırılmıştır.

*  Cumhuriyet döneminde edebiyatımız İstanbul aydınlarının tekelinden kurtulmaya başlamıştır. İstanbul dışından yani Anadolu’dan pek çok aydın yetişmeye başlamıştır.

*  Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış, dilde sadeleşme çabaları aralıksız sürmüştür.

*  Bu dönemde İstanbul Türkçesi esas alınmaya başlanmıştır.

*  Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.

*  Aruzun yerini serbest ölçü hece vezni almış, şiirlerde de günlük konuşma dili kullanılmıştır.

*  Şiirin biçimce daha da serbestleşmesi sağlanmıştır.

*  Şiir, roman, hikaye, deneme ve tiyatro gibi türler gelişmiş, bu türlerde başarılı ürünler verilmiştir.

*  Tiyatro eserlerinde de millî konular işlenmiştir.

*  Öykü ve romanda toplumsal gerçekçilik egemin olmuştur.

*  Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir. Buna bağlı olarak mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır.

*  Anadolu’ya daha çok yer verilmiştir. Roman ve hikâyelerde toplum sorunları, gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılmıştır.

*  Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu edilmiştir.

*  Bu dönemde uluslar arası düzeyde sanatçı yetişmiştir.

*  Bu dönemden itibaren farklı edebi topluluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.

*  Bir yandan halk edebiyatı öte yandan Batı Edebiyatı olmak üzere iki koldan beslenen bu edebiyat iki döneme ayrılır.

1 - 1923’ten 1940 ‘a kadar olan dönem ( İlk Dönem )

2 – 1940 ‘tan günümüze kadar olan dönem (Son Dönem)



1- 1940 Yılına Kadar Türk Edebiyatı ( İlk Dönem )


1900'den sonra doğan, ilk gençlik ve olgunluk yılları Cumhuriyet’in ilk devresinde geçen ilk şairler nesli, şiire Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in ve batı şairlerinin etkisiyle ve kendi yaratıcılıklarının katkısıyla yeni estetik şekiller kazandırdı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçeye Paul Valery'nin şiir görüşünü uygulayarak, yoğun kapalı, derin şiirler yazdı. Ahmet Kutsi Tecer, Tanpınar'ı hatırlatan özelliklerin yer aldığı folklor kaynaklı değişik eserler meydana getirdi. Necip Fazıl Kısakürek çok yönlü kişiliğinin etkisiyle ve Türkçeyi ustaca kullandığı şiir ve piyeslerinde Anadolu insanının mistik eğilimlerini orijinal ve modern bir üslûpla ifade etti. Böylelikle yeni bir edebiyatın temelleri zamanla atılmış oluyordu.

Bu dönemde gelişen Türk edebiyatına baktığımızda Milli Mücadele Döneminin kahramanlık ruhunun ve Atatürk İlke ve İnkılâplarının damgasını vurduğunu görürüz.

Milli Edebiyatla başlayan Anadolu’ya yönelme bu dönemde hız kazanmış, misakı milliye sınırları içerisinde Türkiye milliyetçiliği, batılı anlamda çağdaşlaşma kalkınma Atatürk ve cumhuriyete bağlılık sık işlenen konular arasında yer almıştır.

İlk Dönem Türk Edebiyatının Genel Özellikleri

1- Bütün şair ve yazarlar eserlerinde açık sade halk Türkçesine yer vermiştir.

2- Eserlerde, Anadolu, Anadolu coğrafyası, Anadolu’nun sorunları, halk, millet, geri kalmışlık, Atatürkçülük ve gelişip çağdaşlaşma konularına ağırlık verilmiştir.

3- Şiirde Halk Edebiyatının konu ve şekil özelliklerine uyulmuştur.

4- Şiir, roman, tiyatro ve hikâye türlerine ağırlık verilmiştir

BU DÖNEMDE ORTAYA ÇIKAN TOPLULUKLAR

BEŞ HECECİLER (1915–1921)

Özellikleri

*  Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.

*  Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.

*  Eserlerinde konuşma dilini kullanmışlardır.

*  İlk şiirlerinde aruzu kullanan Beş Hececiler şiire 1. Dünya Savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardı.

*  Ferdi duyarlılıkları, eski korsan hikâyelerini, yurt köşelerini ve Anadolu gerçeklerini şiire aktarmışlardır.

*  Yerli milli bir sanat ve tarih motifleri yaşanan hayat dilimleriyle örülü bir memleket edebiyatı meydana getirmeyi amaçladılar.

*  Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.

*  Şiirlerinde Anadolu’yu coşkulu bir dille anlattılar.

*  Hece ile serbest müstezatlar denemişlerdir.

*  Mısra kümelendirmede dörtlük esasına bağlı kalmayıp yeni yeni biçimler aramışlardır.

*  Bir olay ya da hikâye anlatmak için beyit beyit uzun şiirler yazdılar.

*  Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.

*  Toplumsal konuyla uğraşmamış kişisel konularda şiirler yazmışlardır.

*  Memleket konularıyla fazla ilgilenmemişlerdir.

*  Gerçekçi olmak istemişler ancak hemen hepsi romantizme sürüklenmiştir.

*  Bu topluluğun sanatçıları şunlardır(FEHOY): - Faruk Nafiz Çamlıbel - Enis Behiç Koryürek - Halit Fahri Ozansoy - Orhan Seyfi Orhon - Yusuf Ziya Ortaç

 

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898–1973)

*  Hececilerin en ünlü şairidir. Beş hececilerdendir.

*  Önce aruz ölçüsüyle aşk şiirleri yazmış daha sonra memleket edebiyatına yönelerek hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.

*  Faruk Nafiz, hem öz hem de biçim yönünden yeni olan şiirler yazmıştır.

*  Hececilerden olmasına rağmen hayatı boyunca aruzdan vazgeçmemiştir.

*  Halk şiirinde olduğu gibi kafiye ve redife önem vermiştir.

*  Dili yalın, özentiden uzak, konuşma diline yakın bir dil kullanmıştır.

*  İstanbul Türkçesini yer yer Anadolu’da kullanılan deyimleri de katarak kullanmıştır.

*  Şiirlerinde hem biçim hem de içerik uyum içerisindedir.

*  Şiirlerini daha çok kişisel konularda yazmıştır.

*  Kayseri ve Ankara’da çalışırken Anadolu’nun folklorik yapısını yakalamış ve eserlerine yansıtmıştır.

*  Şiirleri aşk, memleket güzelliği, vatan sevgisi üzerine kuruludur.

*  Anadolu’yu şiirlerinde en iyi işleyen şairlerimizdendir.

*  Anadolu’yu işlenmemiş bir sanat olarak kabul edip ona yönelmiştir. Bu yönü diğer sanatçılarımıza örnek olmuştur.

*  Anadolu’yu en güzel işleyen şiiri “Han Duvarları”dır.

ESERLERİ:

Şiir Kitapları: Han Duvarları, Şarkın Sultanları, Dinle Neyden, Gönül den Gönüle, Çoban Çeşmesi, Bir Ömür Böyle Geçti, Suda Halkalar, Elimle Seçtiklerim, Akarsu, Boğaziçi Şarkısı, Tatlı Sert(Mizah)Heyecan Ve Sükûn (Seçme Şiirler), Zindan Duvarları (Yassıada şiirleri)

Roman: Yıldız Yağmuru, Ayşe’nin Doktoru

Tiyatro: Canavar, Kahraman, Özyurt, Yayla Kartalı, Dev Aynası, İlk Göz ağrısı

ENİS BEHİÇ KORYÜREK(1891–1949)

*  İlk şiirlerini Servet-i Fünun etkisinde aruzla yazan şair daha sonra hece ölçüsü ile yazmaya başlamıştır.

*  Hece ile yazdığı ilk şiirlerinde aşk duygularına yer vermekle beraber, daha sonra kurtuluş savaşı yıllarında milli duyguları ve tarihi kahramanlıkları işleyen heyecan yüklü epik şiirler yazmıştır. 

*  Enis Behiç, hece vezni üzerinde çalışarak kimi durak değişikliklerini, bir şiirde çeşitli hece kalıplarını kullanmayı denemiştir.

*  İlk kitabını yayınladıktan sonra bir suskunluk dönemine giren şair, 1946'dan sonra bir çeşit mistisizmle Çedikçi Süleyman Çelebi adlı bir mevlevinin ruhuyla temas sonucu doğduğunu söylediği dini ve tasavvufi şiirler yazmıştır.

*  Milli heyecanla yoğrulmuş kahramanlık şiirlerinde daha başarılıdır.

ŞİİR KİTAPLARI: Miras, Varidat-ı Süleyman, Güneşin Ölümü

HALİT FAHRİ OZANSOY (1891–1971)

*  Şiire aruzla başlamıştır. Aruza veda adlı şiiriyle, aruz veznini bırakıp heceye yönelmiştir.

*  Şiirlerinde çoğunlukla egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara yer verir.

*  Şiirlerinde genellikle aşk ve ölüm temalarını işler.

*  Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır.

*  Şiir, roman ve tiyatro türlerinde eserler vardır 

*  Şiir kitaplarının en önemlisi Cenk Duyguları ve Hep Onun İçin’dir.

*  Sulara Giden Köprü ve Âşıklar Yolunun Yolcuları adlı iki romanı vardır.

ESERLERİ: Tiyatroları: Baykuş, Hayalet, Bir Dolaptır Dönüyor, İlk Şair

Hatıra: Edebiyatçılar Geçiyor, Darülbedayi Devrinin ilk Günleri, Eski İstanbul Ramazanları

ORHAN SEYFİ ORHON (1890–1972)

*  İlk şiirlerinde aruzu kullanmış daha sonra hece ölçüsüne geçmiştir. Ama aruzu tamamen bırakmamıştır.

*  Hayatı boyunca hece ölçüsüyle aruzu kaynaştırmaya çalışmıştır.

*  İlk şiirleri arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları "Hıyaban" isimli dergide yayınlandı.

*  Şiirlerinde daha çok şahsi konuları işler.

*  Divan şiiri kalıplarını hece veznine uyarlayarak yazdığı gazel benzeri şiirleri de var.

*  Yirmiden fazla şiiri bestelendi.

*  Şiirlerinde konuşma dilini başarıyla kullanmıştır.

*  Bazı şiirlerinde halk şiirinin şekillerini de kullanmıştır.

*  Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi ile manzum hikâyenin ilk örneğini vermiştir.

*  Bireysel duyguları işleyen, ahenkli ve zarif şiirlerinde temiz duru bir Türkçe kullanmıştır.

*  Akbaba, Çınaraltı, Papağan, Aydabir dergilerini çıkarmıştır. Bu dergilerde yazmış olduğu hiciv ve fıkraları ünlüdür.

ESERLERİ:

Şiirleri: Fırtına ve Kar (aruz), Gönülden Sesler, O Beyaz Bir Kuştu, Kervan (hece), Peri Kızı ile Çoban (eski Türk tarihi ile ilgili)

Çocuk Adam (roman)

Kulaktan Kulağa (fıkralarını topladığı eser)

YUSUF ZİYA ORTAÇ (1896–1967)

*  Yusuf Ziya da diğer beş hececiler gibi şiire aruzla başlamış, fakat daha sonra Ziya Gökalp’ın etkisiyle heceye geçmiştir.

*  Faruk Nafiz’in etkisindedir.

*  Şiirlerinde günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir.

*  Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır.

*  Fıkralarında mizahi bir şekilde sosyal tenkit yapar.

*  Mizahi şiirlerini Akbaba ve Her Ay adlı dergilerde yayınlamıştır.

*  Akbaba dergisinde akıcı bir dille, rahat okunur bir tarzda yazdığı fıkralarında siyasal mizahın özgün örneklerini verdi.

*  Şiir ve gülmece yazılarının yanı sıra roman, öykü ve oyunlar da yazdı.

ESERLERİ:

Şiirleri: Akından Akına, Cenk Ufukları, Âşıklar Yolu, Yanardağ, Kuş Cıvıltıları (çocuk şiirleri)

Tiyatro: Binnaz: Hece ölçüsüyle yazılmış ilk manzum tiyatrodur(1919) Name, Nikâhta Keramet

Fıkraları: Beşik, Ocak, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa

Gezi, Biyografi, Hatıra: Göz ucuyla Avrupa, Portreler, Bizim Yokuş, İsmet İnönü

GARİP AKIMI (I. YENİ HAREKETİ)

*   Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının belki de bütün Türk edebiyatının en farklı gurubu olarak edebiyat tarihinde yer almışlardır.

* 1940 yılına kadar gelen bütün şiir anlayışına karşı çıkan Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet birlikte yayımladıkları “Garip” adlı bir şiir kitabı çıkardılar. Ve bu kitabın önsözünde benimsedikleri yeni şiir anlayışının ilkelerini ortaya koyarak Türk şiirinde yeni bir akım meydana getirdiler.

*   İki savaş arasında yetişip hızla değişen yaşamın etkisiyle geçmişte olan her şeye karşı olmalarıyla tanınmışlardır.

*   Bu akımın amacı şiiri, öteden beri vazgeçilmez unsurlar sayılan vezin, kafiye, nazım şekli, nazım birimi; şairanelik, mecazlı söyleyiş, söz sanatı ve süs gibi unsurlardan sıyırarak, duyuların yalın ifadesi hâline getirmekti.

*   Bu akımda hiç bir kural ve kalıba bağlanmamak prensip edinilmiştir.

*   Garipçiler, şiirde ölçü ve kafiyeyi gereksiz görmüşler ve şiirde ölçüyü bırakıp serbest şiir yazma yoluna gitmişlerdir.

*   Uyağı şiir için gerekli olmaktan çıkardılar.

*   Günlük ve sıradan konuları işlemişlerdir. Sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci, hayattaki gariplikler şiirlerinin başlıca konularıdır. Şiirde o zamana kadar işlenmemiş konuları ele almışlardır. Her şeyi şiirin konusu haline getirmişlerdir. Böylece şairane duyguları şiirden uzaklaştırmışlardır.

*   Her türlü sözcüğün şiirde kullanılmasını savundular, böylece gündelik küçük sorunlar, halktan kişiler, sokak… şiire girdi.

*   Şiirde bütün güzelliğini benimsediler.

*   Şiirin düşünce ve zekadan güç alarak yaşama sevincini anlatması gerektiğini söylediler.

*   Dilin sanatlardan arındırılmış olarak doğal biçimde kullanılması gerektiğini savundular.

*   Şiirde toplumsal aksaklıkları eleştirdiler.

*   Şiirde mizaha yer verdiler.

*   Şiir fikirleri aşılamak için kullanılmamalıdır, görüşünü savunmuşlardır.

*   Şiirde anlamın birtakım söz oyunlarıyla süslenmeden, laf cambazlığına başvurulmadan doğrudan verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

*   Orhan Veli, bu tarzda yazdığı başarılı şiirlerle kendisinden sonrakileri büyük ölçüde etkiledi.

*   Bu akıma “I. Yeni Şiir Hareketi” de denilmektedir.

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

*   Orhan Veli İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünü okumuştur.

*   Kısacık ömründe şiirde bir çığır açarak edebiyatımıza yepyeni bir şiir anlayışı kazandırmıştır.

*   Çok da uzun olmayan hayatı garipliklerle dolu olan Orhan Veli’nin ölümü de gariptir. Belediyenin açtığı kanalizasyon çukuruna düşer ve beyim kanaması geçirerek hayatını kaybeder.

*   Orhan Veli, gerçeküstücülerin kitaplarını okumuş ve şiirlerinde yer yer gerçeküstülüklere yer vermiştir.

*   Edebiyatımızın en serbest şairidir.

*   Garip akımının kurucusudur.

*   Şiirlerinde sokaktaki insanı ön plana çıkarmıştır.

*   Şiirlerinde İstanbul sevgisi ağır basar.

*   Mecazlı söyleyişi, kapalı anlatımı, benzetmeleri şiirimizden atan kişidir.

*   Eski şiirimiz ile yeni şiirimizi tamamen birbirinden ayırmıştır.

*   Şiirlerinde gündelik konuşmayı, sıradan insanların hayat koşullarını, yaşama biçimlerini kullandı.

*   Orhan Veli, ince yergi ve taşlama öğelerinin ağır bastığı şiirlerinde geleneksel halk şiirinin olanaklarından yararlanmıştır. Şiirlerinde bozuk düzenin dıştan eleştirisini yapmıştır.

*   Moliere, Gogol, Sartre gibi yazarlardan çeviriler yapmıştır.

*   Manzum fabl çevirileri de vardır.

*   La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi.

*   Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.

ESERLERİ:

Garip, Vazgeçemediğim, La Fontaine’den Seçmeler, Karşı, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, Destan Gibisi…

OKTAY RIFAT HOROZCU(1914–1988)

*   Trabzon’da doğan Oktay Rıfat, yükseköğrenimini Paris’te Siyasal Bilgiler Fakültesinde tamamlamıştır.

*   Garip akımının temsilcilerindendir.

*   Garip döneminin etkisinde yazdığı şiirlerinde şair, şaşırtıcı buluşlara, ince yergiye, güldürmeceye dayanan parçaların yanı sıra toplumsal sorunların ve değişik insansal durumların işlendiği şiirler yazmıştır.

*   Şiirlerinde ölçü dışına çıkmasına karşın yer yer uyaklardan yararlanmıştır.

*   Dili yalınlaşmış, benzetmelerden arınmıştır.

*   Oktay Rıfat, duygusal yönünün ağır bastığı şiirlerinde, gerçeküstücü eğilimlerden Orhan Veli’ye göre daha çabuk uzaklaşmıştır.

*   Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.

*   Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.

*   1944’lü yıllarda halk şiirinin biçimlerine yeniden dönüş yaparak ölçüyü ve uyağı kullandığını görürüz.

*   Perçemli Sokak adlı kitabıyla Türk şiirinde İkinci Yeni denilen anlayışa, anlamca kapalı bir şiire yöneldi.

*   Türkçenin ses zenginliğini, geniş bir sözcük dağarcığıyla ustalıkla kullanan unutulmaz şiirler yazdı.

*   Kitaptan kitaba değişen şiiri ile Türk şiirinin genel akışını en çok etkileyen şairlerden sayılmaktadır.

ESERLERİ:

Şiir: Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Bir Cigara İçimi, Elleri Var Özgürlüğün, Güzelleme, Aşağı Yukarı, Karga il Tilki, Perçemli Sokak, Dilsiz ve Çıplak, Aşık Merdiveni, İkilik, Çobanıl Şiirler, Denize Doğru Konuşma.

MELİH CEVDET ANDAY (1915-2002)

*   Garip akımının temsilcilerindendir.

*   Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.

*   Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.

*   Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil kullanır.

*   İlk dönem şiirlerinde yer yer Dadaizm'den etkiler hissedilir ama belirleyici değildir.

*   Şiirlerinde duygu, düşünceyle gelişir, hatta düşünceyi hazırlar. Düşünce öğesi duygularını hep ayrıntıdan kurtarır.

*   Lirizme karşı çıkmasına rağmen, toplumsal güçlüklerin içe akışı olarak gördüğü bu unsuru şiirlerinde kullanmaktan geri durmadı.

*   1960 sonrası şiirinde bu kez mitolojik unsurlar görülmeye başlanır

*   Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.

*   Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu

ESERLERİ:

Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana, Göçebe Denizin Üstünde, Sözcükler, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, Tanıdık Dünya, Güneşte, Yağmurun Altında

Denemeleri: Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler

Tiyatroları: Komedya, İçerdekiler, Gizli Emi

2- 1940 Sonrası Türk Edebiyatı (Son Dönem)

Cumhuriyetle başlayan yeni edebiyat bu dönemde de devam etmekle birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrasında siyasal ve toplumsal yaşamdaki değişme ve gelişmelere paralel olarak sanat anlayışımızda köklü değişikliklere yol açmış özellikle edebiyatta yeni yeni toplulukların oluşmasını sağlamıştır.

Genel Özellikleri

* 1940 sonrası eserlerde eserlerin dili oldukça sadedir.

* Bu dönem eserlerinde sosyal ve siyasi konular ağırlıklı olarak ele alınmıştır.

* Şiirde serbest nazım fazlaca kullanılmıştır. Az da olsa Halk şiirinin ve Klasik edebiyatın nazım şekillerini kullananlar olmuştur.

* Bu dönemin şiirinde anlam ön plana çıkmıştır.

* Bilinçaltı, metafizik düşünceler, memleket sevgisi, mitoloji, aşk, sevgi, ölüm, sosyal çalkantılar, bireysel bunalımlar bu dönem şiirinin başlıca temalarıdır.

* Anlatım çoğunlukla anlaşılır ve sanat kaygısından uzaktır.

* Hikaye ve romanlarda konular gerçekçi bir yaklaşımla ele alınmıştır.

* Hikaye ve romanlarda köy insanı ve sorunları, iş ve işçi hayatı, orta sınıf insanların yaşayışları, batılılaşma, Türk tarihi, psikolojik konular ele alınmıştır.

* Sahne dili ve tekniği belli bir olgunluğa ulaşmıştır.

* Tiyatroda köy ve şehir hayatı, dar gelirli insanların ailevî sorunları ile Osmanlı tarihi işlenen başlıca konulardır.

BU DÖNEMDE ORTAYA ÇIKAN TOPLULUKLAR

İKİNCİ YENİCİLER (1955–1965)

* 1950’lerde Orhan Veli ve arkadaşlarının yalın anlatımına, yani “Garip” akımına tepki olarak çıkmış bir edebî akımdır.

* Garipçilerin şiirin kalite seviyesinin düşürdüğünü, basitleştirildiğini düşündükleri için buna son vermek amacıyla ortaya çıkmışlardır.

* Sözcüklerin anlamına değil söylenişindeki güzelliğe önem vermişlerdir.

* İkinci Yenicilere göre her şey insanla başlar insanla biter.

* Günlük konuşma dilini dışlarlar.

* İkinci Yenicilere göre şiirin kendine göre bir dili olmalıdır. Sıradan, argolu, basit bir dil asla şiirin dili olamaz. Dil, şiirin en temel ve en önemli unsurudur. Hatta dil şiirin baş tacıdır.

* Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır.

* II. Yeni şiirimizde çok uzun soluklu olmasa da, geniş bir okuyucu kitlesi bulamasa da Türk şiirine yeni boyutlar getirmiştir. İmgeci şiiri savunurlar bu yüzden ilk okunduğunda şiir pek anlaşılmaz.

* “Şiir için şiir” anlayışıyla hareket etmişler; erdem, ahlak, toplum ve gerçek gibi konuların şiirin dışında tutulması gerektiğini savunmuşlardır.

* II. Yeni’ye göre şiir bir öykü anlatma aracı değildir. Öteki edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Bu yüzden konuyu ve olayı şiirden atmışlardır.

* Eşya, görünüm ve insanı gerçeküstücülükten daha aşırı bir soyutlama ile anlatmayı amaç edinmişlerdir. Nesnenin genel görüntü dünyasını değiştirme dileğiyle soyutlamaya gider ve gerçek üstü bir tablo gibi eşyalar arası sınırları kaldırarak biçimsel farklılıkları aşmayı denerler.

* İçsel bireyci şiir anlayışı vardır. Anlam yönünden her konuda özgür olmak, şiir anlayışlarının amaçlarından biridir. İkinci Yenicilere göre anlatım kapalı ve soyut olmalıdır.

* Şairler anlamı karartan ve gizleyen bir tavır takınırlar. Sözcüklerin gündelik kullanımlarıyla yiten anlamı yerine, çağrışımlarla derinleşen ve çoğalan değerine önem verirler.

* Onlara göre şiirde ahenk, ölçü ve uyakla değil; musiki ve anlatım zenginliği ile sağlanmalıdır.

* Bu adı onlara Muzaffer İlhan Erdost vermiştir.

* Dadaizm ve sürrealizm bu akıma da etki etmiştir. İnsanın bilinçaltı dünyasını aktarmaya çalışmışlardır.

* Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemelerden kaçınırlar.

* Daha çok aydın kesimin ve elit tabakanın zevkine hitap ederler.

* Şiiri musiki ve resimle ilişkiye sokarlar.

* Konu, öykü ve olay, şiirin bünyesinden silinmek istenir bu yüzden bu akımın şiiri daha çok betimleyici metinlerden oluşur.

* Bu akımın temsilcileri, siyaset dışı kalmaya özen gösterirler.

* Büyük ve küçük harfleri kullanmada titizlik göstermemişler; noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.

II. Yeni Sanatçıları:

· Sezai Karakoç · Edip Cansever · Turgut Uyar · İlhan Berk · Cemal Süreya · Ece Ayhan

SEZAİ KARAKOÇ (1933- )

* 1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelmiştir.

* Asıl adı Ahmet Sezai’dir.

* Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini okumuştur.

* Sezai Karakoç pek çok resmi görevde bulunmuştur. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme ve tanıma fırsatı bulur.

* İlk şiiri 1951'de "Hisar" dergisinde çıktı.

* Başlangıçta Pazar Postası'nda İkinci Yeni akımı doğrultusunda şiirler yazdı. Daha sonraki yıllarda tümüyle kendi şiirine yöneldi.

* İstanbul’da ‘Diriliş Yayınları’ ve ‘Diriliş Dergisi’ni çıkarmıştır.

* 1990 yılında ‘Güller Açan Gül Ağacı’ amblemiyle Diriliş Partisini kurmuştur.

* Karakoç gazete yazılarında ise İslam toplumlarının çağdaş dünyadaki konumlarını ele aldı.

* Yeni biçim araştırmalarına, değişik imgelerle kendine özgü, mistik ve İslami içeriğe yer veren eserleriyle kuşağının en iyi şairleri arasına girdi.

* Onun şiiri metafizik bir şiirdir. Türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şair Sezai Karakoç'tur. Sezai Karakoç bunu modern şiirin diliyle yapmıştır.

* O, Batı edebiyatını da iyi incelemiş bir şairdir. Modern sanattaki soyutlamanın İslam anlayışına uygun olduğu düşüncesindedir ve şiirlerini bu yönde geliştirmiştir.

* Karakoç geleneksel şiire de yaklaşır, ancak dili farklıdır. O, modern şiirin diliyle şiirlerini yazmıştır.

* Ona göre şair, şiiri soyutlamadan bırakırsa eksik bırakmış olur, tamamlaması için şairin tekrar somutlaştırması yani soyutlaştırdığı şeyi tekrar bir bağlama oturtması gerekir.

* Sezai Karakoç, şairin genel çizgilerini, pergünt üçgeni dediği üç ilkeyle anlatır: kendi kendisi olmalı, kendine yetmeli, kendinden memnun olmalı

ESERLERİ

ŞİİR: Körfez, Şahdamar, Hızır’la Kırk Saat, Sesler, Taha’nın Kitabı, Kıyamet Aşısı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler, Şiirler, Ayinler, Leyla ile Mecnun, Ateş Dansı, Alınyazısı Saati

DENEME-İNCELEME: Yunus Emre, Yazılar, İslamın Dirilişi, İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Mehmet Akif, Mağara ve Işık, Edebiyat Yazıları 1, Edebiyat Yazıları 2

EDİP CANSEVER (1928-1986)

* İlk şiiri 1944'te İstanbul dergisinde yayınlanmıştır. Bu şiirlerinde varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri ve duyguları ön plandadır.

* Edip Cansever, 1957'de yayınlanan "Yerçekimli Karanfil" adlı şiir kitabı ile kendisine özgü bir şiir evreni kurmuştur. Bu kitabında İkinci Yeni akımının özgün örneklerini vermiştir.

* Edip Cansever’in şiirlerinde zamanla sevinç yerini bunalıma, toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini yıkıcı bir umutsuzluğa bırakmıştır.

* Edip Cansever şiirlerinde "Dize işlevini yitirdi" gerekçesiyle yeni arayışlara yöneldi. Şiirde tiyatrodan esinlenen diyaloglar kullandı. "Nerde Antigone", "Tragedyalar", "Çağrılmayan Yakup" bu dönemin önemli ürünleridir.

* Kapalı ve anlaşılması güç bir şiir anlayışını benimsemiş olsa da asla anlamdan ayrılmamıştır. İkinci Yeni içindeki bazı şairler gibi anlamsızlığı savunmamıştır. Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini göz ardı etmemiştir.

* Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırmıştır.

* Edip Cansever şiirlerinde düzyazının olanaklarını kullanmaktan da çekinmemiştir.

* Edip Cansever yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirmiştir. Sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tutmuştur.

ESERLERİ:

ŞİİR: İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos, Sonrası Kalır, Ben Ruhi Bey Nasılım, Sevda ile Sevgi, Şairin Seyif Defteri, Yeniden, Bezik Oynayan Kadınlar, İlkyaz Şikâyetçileri, Oteller Kenti

DÜZYAZI: Gül Dönüyor Avucumda

TURGUT UYAR (1927-1985)

* Ölçülü, uyaklı ilk dönem şiirlerinde daha çok kişisel yaşantısı üzerinde durdu.

* Aşk, ayrılık, ölüm temalarını işlediği bu dönem şiirlerinde Garip akımının izleri görülür.

* Daha sonra yoğun imgelerin ve simgeci bir söyleyişin etkili olduğu şiirleriyle İkinci Yeni'nin başlıca şairlerinden biri oldu.

* Sanatını halk şiirinin deyişleri ve divan şiirinin biçimlerinden yararlanarak geliştirdi.

* Büyük kent yaşamını bütün karmaşıklığı, parçalılığı ve sarsıntılarıyla içeren bir şiir oluşturdu.

* Lirik şiirin geleneksel sınırlarını zorladı.

* Şiirle düzyazı arasındaki ayrımı ortadan kaldırdı.

* Son dönem şiirlerinde başlangıçtaki zengin doku giderek yalınlaştı, daha karamsar olmaya başladığı görüldü.

* Türk şiiri üzerine yazıları ve edebiyat eleştirileriyle de ilgi topladı.

* Şiirleri İngilizce, Fransızca ve Sırpça'ya çevrildi.

ESERLERİ

ŞİİR: Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Toplu Şiirler, Kayayı Delen İncir, Dün Yok mu, Büyük Saat

İNCELEME: Bir Şiirden

İLHAN BERK (1918- 2008)

* İlhan Berk, araştırmacı kişiliği, özgün duyarlılıkları ve buluşlarıyla 20. Yüzyıl Türk şiirinin en önemli isimleri arasındadır.

* Manisa Halkevi Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle bu şiirlerden oluşan "Güneşi Yakanların Selamı"ndaki Nâzım Hikmet etkisi sonraki şiirlerinde pek görülmez.

* Şiirlerinde geleceğe dönük toplumsal özlemleri dile getirmiştir.

* 1950'lerin ortalarında beliren genç şairleri etkiledi, onların bazı özelliklerinde de etkilendi.

* İkinci Yeni akımına katıldı. "Köroğlu", "Galile Denizi", "Çivi Yazısı", "Mısırkalyoniğne" kitaplarında bu dönemin şiirleri yer alır.

* İkinci Yeni akımı döneminde şiirde anlam yaratmak için anlamsızlıklara yöneldi. Yalnızca anlamsızlığı savunduğu gerekçesiyle eleştirildi. Ardından şiirde konuyu tümüyle yok etme deneyine girişti.

* "Âşıkane”de nesneleri aşırı biçimde vurguladı. Ama bu vurgu giderek kendi benliğine yöneldi.

* "Şenlikname"de şiiri iyice düzyazıya yöneldi.

* Doğu şiirinin klasik kalıplarını denedi, beyit ve türkü biçimlerinden yararlandı.

ESERLERİ:

,ŞİİR: Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı, Köroğlu, Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ, Mısırkalyoniğne, Âşıkane, Taşbaskısı, Şenlikname, Atlas, Kül, İstanbul Kitabı, Kitaplar Kitabı, Deniz Eskisi-Şiirin Gizli Tarihi, Delta ve Çocuk, Galata, Güzel Irmak, Pera, Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum, Avluya Düşen Gölge, Şeyler Kitabı Ev, Çok Yaşasın Sayılar

DÜZYAZI: Şifalı Otlar Kitabı, Bir Uzun Adam, El Yazılarına Vuruyor Güneş, İnferno, Kanatlı At, Logos, Poetika

CEMAL SÜREYA (1931-1990)

* Asıl ismi Cemalettin Seber’dir.

* İkinci Yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılır.

* Şiire lise yıllarında aruz denemeleriyle başladı.

* İlk şiiri "Şarkısı-Beyaz" Ocak 1953’te Mülkiye dergisinde yayınlandı. 1950'lerin başlarında gelişen ikinci yeni hareketine katılmakla birlikte, şiirde anlamsızlığı savunan görüşleri benimsemedi.

* Karşı çıktığı geleneğin diri değerlerinden yararlandı.

* Şiirde erotizmi canlandırırken, toplumsal değerlere uzak düşmedi.

* Şiirin "anayasaya aykırı" olduğunu, doğanın ahlakı kovduğu yerde ve yasadışı olduğunu savundu. Bu görüş onu şiirde öyküden kaçınmaya, çarpıcı, yoğun imge adacıklarından oluşan bir söz sanatına yöneltti.

* Düzyazılarında sürekli yeni sorular sordu.

* Denemelerinde de başka sanatçılar, özellikle şairler üzerinde durmayı yeğledi.

ESERLERİ
ŞİİR: Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Sevda Sözleri, Sıcak Nal ve Güz Bitiği, Sevda Sözleri

DÜZYAZI: Şapkam Dolu Çiçekle, Günübirlik, On Üç Günün Mektupları, 99 Yüz, 999. Gün / Üstü Kalsın, Folklor Şiire Düşman, Uzat Saçlarını Frigya, Aydınlık Yazıları / Paçal, Oluşum’da Cemal Süreyya, Papirüs’ten Başyazılar, Günler, Güvercin Curnatası, Toplu Yazılar 1

ANTOLOJİ: Mülkiyeli Şairler, 100 Aşk Şiiri

ECE AYHAN (1931- )

* Asıl adı Ece Ayhan Çağlar.

* Pazar Postası'ndaki şiirleriyle ünlendi.

* 1959'da basılan ilk kitabı "Kınar Hanımın Denizleri"yle büyük ilgi uyandırdı.

* Kendine özgü çağrışımlar ve göndermelerle örülü şiirleriyle hem Türk şiirinde hem de İkinci Yeni’nin içinde farklı bir kanal açtı.

* Şiirinin kilit noktası dildir. Çağdaşı Edip Cansever'e göre, bu dili aşmak, şiirini anlamak için başvurulacak yol yine Ece Ayhan'ın şiirleridir.

* Ece Ayhan her şiirinde hem şiir hem Türkiye üzerine görüşlerini anlatır.

* 1973’te yayınlanan Devlet ve Tabiat kitabındaki şiirlerle bu kez okurlarını "sokağın diliyle buluşturdu.

ESERLERİ:
Kınar Hanımın Denizleri, Bakışsız Bir Kedi Kara, Ortodokslular, Devlet ve Tabiat ya da Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler, Yort Savul, Zambaklı Padişah, Çok Eski Adıyladır, Çanakkaleli Melahat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi, Sivil Şiirler, Bütün Yort Savullar, Son Şiirler

MAVİCİLER ( 1952- 1956 )

* Atilla İlhan’ın 1955–1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “Mavi”nin etrafında toplanan Orhan Duru, Ferit Edgü gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur. Bu sanatçılar, Garip Akımı'na ve Orhan Veli’ye karşı çıkmış, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.

* Bu dergide yazan Ferit Edgü, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü, Hilmi Yavuz, Ece Ayhan, Tahsin Yücel, Orhan Duru bu görüşleri savundular.

* Bu dergi okurdan çok genç kuşak yazarlarının ilgisini çekti.

* Garip akımına tepki olarak çıkmış bir edebî akımdır.

* Şiirin basit olamayacağını zengin, benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.

* Şiirde sanatlı ve şairane bir söyleyişi benimsemişlerdir.

* Bireyin duygusal dünyasını yansıtırlar.

* Divan şiirinin biçim özelliklerinden ve imgelerinden yararlanırlar.

* Şiire yeni bir ses düzeni, taşkın, coşkulu bir anlatım ve kendine özgü duyarlılık getirmişlerdir.
Temsilcileri:

Attila İlhan, Özdemir Nutku, Yılmaz Gruda, Ahmet Oktay, Demirtaş Ceyhun, Ece Ayhan, Tahsin Yücel

ATİLLA İLHAN (1925–2006)

* Menemen'de doğmuştur.

* Toplumcu-mücadeleci görüşlerini bireysel romantizmle bütünleştirmiştir. Duvar şiiri toplumcu gerçekçi evrenin en karakteristik örneklerinden biridir.

* Değişik çizgilerde, öz ve biçim yönünden farklı şiirler yazmıştır. Büyük harf ve noktalama işaretlerini birçok şiirinde kullanmamıştır.

* Şiirlerinde barış, özgürlük, insan sevgisi, gelecek inancı gibi toplumsal temaları işlediği gibi, bunalım, yalnızlık, aşk, umutsuzluk ve ölüm gibi bireysel temaları da işlemiştir.

* Şiirlerinde zengin bir imge örgüsüne, lirik bir söyleyişe, kimi zamanda destansı bir anlatıma rastlanır.

* Denemeleri de şiirleri kadar başarılıdır.

* Şiirlerinde kent yaşamını biçimlendirdiği argo, küfür, bıçkınca konuşmalar, tarihsel dönem saptamaları ilgimizi çe­ker.

* Geçmişin deneyimlerini kendi kimliğini yarala­madan içselleştiren şair gelenekle gelecek arasında bir köprü vazifesi görür.

* Dili zengindir.

* Çeşitli dallarda eserler vermiştir.

ESERLERİ:

Romanları: Sokaktaki Adam, Kurtlar Sofrası, Yaraya Tuz Basmak, Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı,

Şiirleri: Duvar, Ben Sana Mecburum, Elde Var Hüzün, Korkunun Krallığı Yasak Sevişmek Tutuklunun Günlüğü, Kimi Sevsem Sensin,

HİSARCILAR (1950)

* Adını 1950’de Mehmet Çınarlı’nın çıkardığı Hisar adlı dergiden almıştır.

* Hisarcılar, Birinci Yeni’nin şiirde geleneksel öğeleri yok sayan düşünce ve uygulamaları dışında oluşturulmuş bir edebi topluluktur.

* Geleneksel ve bireyci çizgidedirler. Bir anlamda memleket edebiyatının devamıdır.

* Hisarcılara göre, batının taklidi ile yetinilmemeli her alanda yozlaşma ile mücadele edilmelidir.

* Hisarcılara göre, başka ulusları taklit ederek ulusal bir sanat eseri oluşturulamaz.

* Sanatın gerçek şartı olan değişimin geleneklerin reddi olarak algılanmasına karşı çıkılmalıdır.

* Yeni bir sanat oluşturmak için mutlaka eskisini reddetmek gerekmez. Yenilik eskisinin içinden doğmalıdır.

* Sanat herhangi bir siyasi görüş ve ideolojinin propaganda aleti haline sokulmamalıdır.

* Dilde ifade gücünü azaltan ve anlatımı sınırlayan öztürkçe akımına karşı durularak, dilde aşırılıklara gidilmemeli, konuşulan Türkçe tercih edilmelidir.

* Hisar şairlerini memleketçi şiirin takipçisi görebiliriz. Geleneği reddeden Garip Akımına ve ideolojik şiire yönelen Nazım Hikmet’e karşı çıkmışlardır.

Başlıca Temsilcileri:

İlhan Geçer, Mehmet Çınarlı, Munis Faik Ozansoy,, Mustafa Necati Karaer, Gültekin Samanoğlu, Coşkun Ertepınar, Orhan Seyfi Orhon, Halide Nusret Zorlutuna, Ahmet Muhip Dıranas, Arif Nihat Asya, Cahit Külebi,Ziya Osman Saba, Fazıl Hüsnü Dağlarca,Bekir Sıtkı Erdoğan, Ümit Yaşar Oğuzcan, Yavuz Bülent Bakiler,Bahattin Karakoç,Abdürrahim Karakoç, Nüzhet Erman…

TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER

* Toplumsal Gerçekçiler I. ve II. Yeni’ye tepki olarak ortaya çıkmış bir topluluktur.

* Topluluk sanatçıları eserlerinde sosyal olaylara ve toplumsal meselelere yönelmişlerdir.

* Anadolu gerçeklerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererek eserlerine yansıtmışlardır.

* Eserlerinde köy hayatını ve köylülerin sorunlarını ele alan bu sanatçılar yurt gerçeklerini anlatmak gerektiğini savunmuşlardır.

* Yurt gerçeklerine ve sorunlarına eğildiler.

* Özellikle hikâye ve roman türünde başarılı olmuşlardır.

Temsilcileri:

Şiirde: Cahit Külebi, Ceyhun Atuf Kansu, Nazım Hikmet, Ahmet Arif

Düz Yazıda: Rıfat Ilgaz, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, İlhan Tarus, Ömer Faruk Toprak, Muzaffer Buyrukçu
CUMHURİYET DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905-1983)

* Türk edebiyatının en büyük şairlerindendir.

* Aynı zamanda önemli bir fikir adamıdır.

* İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiş, ancak çeşitli nedenlerle yarıda bırakmıştır.

* Abdulhakim Arvasi Hazretleriyle tanıştıktan sonra hayatında önemli değişiklikler olmuş ve kendini İslami hayata vermiştir. Önceki hayatını hiç yaşanmamış saymıştır.

* Sanat hayatına şiir yazarak başlamıştır.

* Din, tasavvuf ve politika ile ilgilenmiştir.

* Şiirlerinde insanın evrendeki yerini, madde ve ruh meselelerini, insanın iç dünyasına ait çeşitli yönlerini ve gizli duyguları işlemiştir.

* Hissi ve fikri şiir oluşturan iki unsur olarak kabul eder.

* Sağlam bir dil yapısı, düzgün hece yapısı, kuvvetli bir lirizm, sağlam bir teknik, felsefi derinlik, özgün bir anlatış gücüne sahip bir şairdir.

* Türkçemizin ses özelliklerini başarıyla kullanmıştır. Seçtiği kelimelerle söyleyiş güzelliği oluşturmuştur.

* Eserlerinde “Büyük Doğu” idealini savunmuştur.

* Ona göre şiir: “Allah’ı arama işidir.”

* Ölüm temasını ustalıkla işlemiştir. Yaşarken bile ölümün hep kendisiyle beraber olduğu düşüncesini sık sık şiirlerinde vurgulamıştır. Ölüm, ahiret, cennet, cehennem, şeytan… gibi kelimeleri şiirlerinde sıkça kullanmıştır.

* Şiirlerinde hece ölçüsüne yeni bir işlerlik kazandırmıştır. Kafiyeye bağlı kalmış, yeni yeni kalıplar kullanmıştır.

* Türk şiirine yeni yeni benzetmeler getirmiştir. Hiç kullanılmamış birbirinden ilginç benzetmeleri şiirlerinde kullanmıştır.

* “Yalnızlık” duygusu şiirlerine hakim olan bir duygudur. Kaldırımlar adlı şiirinde bunu en iyi şekilde görmekteyiz.

* Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini çıkarmıştır.

ESERLERİ:

Şiirleri: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile.

Roman ve tiyatro türünde de eserleri vardır: Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntularından Hikâyeler, Hikâyelerim.

Oyun Kitapları: Tohum Künye, Bir Adam Yaratmak ,Satırbaşı, Para

Diğer eserleri: Çöle İnen Nur

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA (1914–2008)


* Tanzimat’tan bu yana en verimli şairlerimizdendir. Hayatının 75 yılını şiir yazar geçirmiştir.

* Çağdaş Türk şiirinde başlı başına bir 'ekol' olan Fazıl Hüsnü Dağlarca, şiire soyut konularla başlamıştır. Yaratılışı kâinatın sırlarını araştırmaya çalışır.

* Hiçbir akımdan ve kişiden etkilenmeden etkilenmemiş, kendi şiir anlayışını oluşturmuştur.

* İnsanın iç dünyasını ve dış dünyasını çok iyi tanır. Bun edenle insandaki davranış çatışmalarını eserlerinde başarıyla anlatmıştır.

* Dağlarca epik şiirin en büyük üstatlarındandır. Kahramanlık konularını, destansı konuları başarıyla şiirlerinde işlemiştir.

* Şiirlerinde çeşitli temalar işler. Şiirlerinde işlediği konu çeşitliliği onun renkli bir kişiliğe sahip oluşunun kanıtıdır.

* Onun şiirlerinin önemli temalarından biri de çocuktur. Çocuk temasına şiirlerinde sıkça yer vermiştir.

* Dağlarca şiirlerinde bireysel yaklaşımlardan toplumsal anlayışa doğru yönelmiştir.

* Dağlarca ilk önceleri ölçülü, uyaklı şiirler yazarken daha sonra serbest şiire yönelmiştir.

* Yazdığı şiirler mükemmel bir dil sadeliğinin ve duruluğunun örnekleridir.

* Eserleri birçok dünya diline çevrilmiş ve hayatı boyunca çok çeşitli ödüller almıştır.

* Şiirleri, destanlar, toplumcu-gerçekçi şiirler ve felsefi-lirik şiirler olarak sınıflandırılabilir.

ESERLERİ:
Çocuk ve Allah, Çakırın Destanı, Anıtkabir, Üç Şehitler Destanı, Yedi Memetler, Havaya Çizilen Dünya, Özgürlük Alanı, Aylam Dört Kanatlı Kuş, Nötron Bombası, Dişiboy, Takma Yaşamlar Çağı, Batı Acısı, Türk Olmak, Dildeki Bilgisayar..

 BEHCET NECATİGİL (1925–2006)

* Edebiyat öğretmenidir.

* İlk şiirleri varlık dergisinde yayınlanmıştır.

* Şiirlerinde açık ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

* Dış dünyadan içe yansıyan evrensel konuları işlemiştir.

* Klasik şiirimizin yöntemlerinden faydalanırken dolaylı bir anlatımı benimsemiştir.

* Şiirlerinde büyük kent insanının sıkıntı ve kaygılarını dile getirmiştir.

* İyi bir söz dağarcığının yanında özgün bir söyleyişi vardır.

* Şiirlerinde ev, aile ve yakın çevre üçgeninde hayal ile gerçeği, orta halli bir yurttaşın başından geçebilecek durumları başarıyla anlatmıştır.

* Otuz civarında eseri vardır.

ESERLERİ:

Şiirleri: Kapalı Çarşı, Çevre, Eski Toprak, Divançe, Zebra, İki Başına Yürümek, Sevgilerde, Beyler, Söyleriz

Radyo Oyunları: Yıldızlara Bakmak, Gece Aşevi, Üç Turunçlar, Pencere

İncelemeleri: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü, Küçük Mitoloji Paragraf Sözlüğü

NOT: BU DERS NOTU EKSİKTİR. HENÜZ TAMAMLANMAMIŞTIR. EN KISA SÜREDE TAMAMLANACAKTIR.

Yusuf ALTINSOY / Türk Dili ve Edb. Öğrt.

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconBir duygunun, bir tasarının, bir düşüncenin ya da güzelliğin anlatımında...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconEğer bir yalan, uzun bir süre yeterince tekrarlanırsa, sonunda o...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconİkinci beyitte ise hürriyet insanı aşkının esiri eden bir sevgili...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconÇağları aydınlatan bir fecir, girdapları, mağaraları, zirveleriyle I Bir Kıtanın Cehaleti

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconDil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconDünya çapında yaşamış ve halen yaşıyor olan bir çok edebiyatçı,roman...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür icon601 Büyük bir yazar ikinci bir hükümettir. Bunun için dünyanın neresinde...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconYönetim biliminin yaklaşık iki yüzyıllık bir geçmişi vardır. Sanayi...

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconVehbi Koз’un ?zinde “Bir Olmak ”
Цdьlь ile bir kez daha and?k. Bu sene kьltьr alan?nda verilen цdьlьn sahibi, зa?da? mьzik зal??malar?na sa?lad??? katk? ile Prof....

* Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış, edebiyatta gerçekçi bir anlayış güdülmüştür iconRoma Cumhuriyeti, hükümetin bir cumhuriyet olarak işlediği Antik...


Edebiyat




© 2000-2018
kişileri
ed.ogren-sen.com