Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış


ed.ogren-sen.com > Edebiyat > Evraklar



Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi

2014, 7(1), 65-79

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış
Mehmet Vefa NALBANT

Mehmet SARITAŞ

Özet

Son dönem Türk şiirinin usta şairlerinden Dilâver CEBECİ, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan coğrafyada Türk kültürüne ait birçok unsuru derlemiş, bunları milli duygularla harmanlamış ve eserleri vasıtasıyla okura sunmuştur. Sanatçı, Türk tarihinin birçok dönemine ve yaşadığı yıllara ait kültürel unsurları ve olayları dile getirirken, Eski Türkçeye, Çağdaş Türk lehçelerine ve ağızlara ait bazı gramer yapılarını ve söz varlığını da eserlerinde kullanmıştır. Eserlerinin içeriğini biçimce de desteklemeye çalışan sanatçının bir haftalık Tataristan seyahati notlarının yer aldığı eserinin adının “Men Kazanga Baramen” (Ben Kazan’a Gidiyorum) olması bu durumun en belirgin örneğidir. Sanatçının şiirlerinde Türkçenin değişik dönemlerine ve sahalarına ait birçok özellik görülmektedir. Yaşayan lehçe ve ağızlara ait örneklerin çoğunlukta olduğu bu özelliklerin yanında Eski Türkçeye ait olanların sayısı da oldukça dikkat çekmektedir. Dilaver CEBECİ’nin şiirlerindeki Türk medeniyetine özgü kültürel unsurları yaşatma ve milli bilinç uyandırma çabasını, şiir dilinde kullandığı tarihi lehçelerle, çağdaş lehçe ve ağızlarla ilgili sözcüklerde açıkça görmekteyiz.

Anahtar Kelimeler: Dilaver Cebeci, Arkaizm, Şiir bilgisi, Lehçe bilgisi, Ağızlar.

Abstract

Dilâver CEBECİ,one of the master poets of the late Turkish poetry, compiled many elements of Turkish culture from Central Asia to Anatolia, combined them with national feelings and presented them to the readers via his works. While expressing cultural aspects and events belonging to the years he lived and many periods of the Turkish history,the artist used Old Turkish, modern Turkish dialects and the subdialects of some of the grammatical structures and vocabulary in his works. The artist tried to support the contents of his works with their styles and the most prominent example of this situation is that the name of his work is "Men Kazanga Baramen" which consists of his notes from his one-week Tatarstan journey. In his poems, many features of different sites and different periods of Turkish poetry are seen. Besides these features majority of which belong to living dialects and subdialects, it is remarkable that there are a number of those belonging to the old Turkish. In Dilaver CEBECİ’s poetry, one can clearly understand his effort of keeping Turkish civilization’s unique cultural elements alive and rousing national consciousness from the historical dialects in his language of poetry and words related to contemporary dialects he used.

Key Words: Dilaver Cebeci, Archaism, Poetry information, Dialect information, Subdialects.

Giriş

Sanatı, toplumu birleştiren ve kaynaştıran önemli bir araç olarak gören Cebeci (Bulut, 2009: 24), milli ve tarihi motiflerle kurulmuş lirik şiirlerinde, edebi zevkin üstünde okuyucuya milli ve tarihi bir bilinç kazandırma çabası içindedir. Türk kültürünün yaşatılmasının, onu geleceğe ulaştıracak Türkçenin korunmasıyla olabileceğini iyi bilen şair, şiirlerinde çok zengin bir dil dağarcığı kullanmış ve Türkçenin bütün imkânlarından yararlanmıştır.

Şiirleri iyice incelendiğinde Cebeci’nin, Eski Türk dili ile Çağdaş Türk lehçelerinden ses, biçim ve söz varlığı açısından yararlandığı, bu yolla da eski Türk kültürü ile günümüzün Türk kültürü arasında sözcükler yoluyla köprü kurmaya çalıştığı görülür. Cebeci’nin şiirlerinin hedef kitlelerinden biri de Anadolu insanıdır. Ona kendi ağız özellikleri ile seslenmek ruh dünyasına ulaşabilmenin en iyi yoludur. Cebeci, Anadolu insanının bu nazik teline ondan aldığı kelimelerle vurmasını başarabilmiş ender şairlerimizden biri olmuştur.

Dilaver Cebeci’nin şiirleri standart yazı dili dışında, üslubuna ahenk ve şekil veren arkaik özelliklerle günümüz Türk lehçelerine ve ağızlara ilişkin bir takım özellikleri taşımaktadır. Şiirlerinin konusuna bağlı olarak beliren bu özelliklerin bir kısmı ses, bir kısmı biçim bir kısmı ise söz varlığını ilgilendirmektedir. Tarihi şiirlerinde Eski Türkçeye, günümüz Türk dünyasına ilişkin şiirlerinde lehçe özelliklerine yer veren şair, bazı şiirlerinde ise ağızlara ait özellikleri kullanmaktadır. Yaptığımız inceleme, Cebeci’nin şiirlerinde yer alan ve standart yazı dili dışında kalan bu dillik özellikler üzerinde odaklanmıştır. Çalışmamız, Türkçenin dönem ve sahaları dikkate alınarak, üç ana başlık altında şekillenmiştir:

  1. Ses Düzeyinde

Dilaver Cebeci’nin şiirlerinde, günümüz standart Türkçesine göre ses düzeyinde görülen farklılıkların çoğu Azeri Türkçesi ve Anadolu ağızlarına ilişkindir. Bu nedenle, ses düzeyindeki farklılıkları Türkçenin dönem ve sahalarına göre sınıflandırmadan, gerçekleşen ses olaylarının çeşitlerine göre değerlendirmek daha uygun olacaktır.

1.1.Ses Düşmeleri

1.1.1. Sözcük Başı “y-” Düşmesi:

Cebeci’nin şiirlerinde birkaç örnekte görülen y- sesi düşmesi Eski Türkçeden başlayarak görülen bir seslik özellik olarak dikkat çeker. Ön seste y- bulunması bakımından Eski Türkçede y’li ve y’siz örnekler yan yana yer almıştır: ėm/yem ‘ilaç’, ıġla-/yıġla-, ır/yır ‘şarkı’, ig/yig ‘hastalık’, ir/yir gibi. Yenisey ve Orhun Yazıtlarında y’siz türler daha yaygındır. Kaşgarlı Mahmud Oğuzların sözcük başındaki y’leri attıklarını bildirmekte ve bu beyanı ilan, in (yin), ılıġ (yılıġ), ılduz gibi örneklerle Oğuzca metinlerde de tanıklamaktadır. (Korkmaz, 1995: 210) Azeri Türkçesinde ve bazı Anadolu ağızlarında da sözcük başında y- düşmesi olayına rastlanmaktadır. Bu özellik Cebeci’nin şiirlerinde üç sözcükte görülmektedir:

Ellerin etmez. (s: 153)

Ilduz ahar, yuhudaki er bilmez, (s: 160)

Dündar Ağam heç çıkmasın ürekten, (s: 161)

1.1.2.Sözcük Başı “v-” Düşmesi:

v’ sesi aslında Türkçede kelime başında bulunmayan seslerdendir. Kelime başındaki bazı b-’lerin v olması ile sonradan ortaya çıkmıştır. Yani Batı Türkçesinde başında v- bulunan az sayıdaki kelime Eski Türkçede b’li idi: var < bar, varmak , vermek gibi. vurmak’taki v ise sonradan ortaya çıkmıştır; eskiden bu kelime urmak şeklinde idi.(Ergin, 1997: 61) Sözcük Anadolu ağızlarında da Eski Türkçedeki gibi v’siz olarak kullanılır. Cebeci “Urun Ha” adlı şiirinde sözcüğün v’siz şeklini dört ayrı dizede kullanmıştır:

Namertlere, zalimlere urun ha! (s: 116)

1.2.Ses Değişmeleri

1.2.1.k/h Değişimi:

k-h değişikliği kelime içinde, kelime ve hece sonunda görülen bir değişikliktir. Batı Türkçesinde bu değişiklik Eski Anadolu Türkçesinde geniş ölçüde karşımıza çıkar: ayak >ayah, çıkan >çıhan, yakın >yahın gibi. Eski Anadolu Türkçesinden sonra Batı Türkçesinin Osmanlı sahası bu h’lerden ayrılarak tamamıyla k tarafında kalmış, Azeri sahası ise daha geniş ölçüde h tarafını tutmuştur.(Ergin, 1997: 89)

Cebeci’nin özellikle Azeri Türkçesine dayanarak yazdığı bazı şiirleri ile yine Azeri Türkçesinin etkisi altındaki Doğu Anadolu ağızlarını kullanarak kaleme aldığı şiirlerinde bu ses değişikliğini gösteren birçok örnek bulmak mümkündür:

Ilduz ahar, yuhudaki er bilmez, (s: 160)

Dündar Ağam , çoh görestim hardasan? (s: 160)
Durağım yoh; beyle böyük işim var. (s: 160)
Hele bahın, ne çileli başım var (s: 160)
Her gavgede duzah olur, al olur, (s: 160)
Nece yıldur, bir işıhlı düşüm var, (s: 160)
Dündar Ağam heç çıhmasın ürekten, (s:161)

1.2.2. k->g-Değişimi:

Oğuz grubu Türk lehçelerinin en belirgin seslik değişmelerinden biri sözcük başında görülen k->g- değişimidir. Bu değişiklik Anadolu ağızları ve Azeri ağızlarında bugün hemen hemen genelleşmiş olup Batı Türkçesinde zamanımızın en büyük ve en kapsamlı ses değişikliği manzarası arz etmektedir(Ergin, 1997: 89). Cebeci’nin Doğu Anadolu ağzı ile kaleme aldığı Dündar Taşer Sagusu bu ağzın bütün seslik özelliklerini gösterirken, k->g- değişimini yansıtan örnekleri de bize vermektedir.

Dündar Taşer Sagusu adlı şiirde bu ses değişikliğini dört ayrı dizede görmekteyiz:

Şahin kuşu ucalardan av gollar, (s: 160)

Yadlar helbet gadir bilmez, ar bilmez, (s: 160)

Eller sanir bir karanluk gordasan (s: 160)

Her gavgede duzah olur, al olur, (s: 160)

1.2.3. t- >d- Değişimi

t->d- değişikliği de kelime başında görülen ve Batı Türkçesinde geniş ölçüde vuku bulan bir değişikliktir. Eski Türkçede kelime başında d sesi yoktu. Eski Türkçede kelime başında bazı t’ler sonradan Batı Türkçesinde d olmuştur.Kelime başındaki t’lerin d olması hem zaman hem saha bakımından karışık bir manzara arz etmektedir. Eski Türkçedeki bazı t’ler Eski Anadolu Türkçesinde d olmuşken Osmanlıcadan sonra bugünkü Türkçede tekrar t’ye dönmüştür: türlüg>dürlü>türlü, tutmak>dutmak>tutmak, tilkü>dilkü>tilki örneklerindeki gibi (Ergin, 1997: 91). Bugün de yazı dilimize esas teşkil eden İstanbul ağzı ile Anadolu ağızları arasında kelime başında t->d- konusunda farklılıklar görülmektedir: tat/dat, terzi/derzi, taş/daş, dur-/tur- gibi.(Timurtaş, 1994: 57)

Dündar Taşer Sagusu adlı şiirde yazı dilinde t olan bir sözcüğün ağız özelliklerine bağlı kalarak d’li kullanıldığı saptanmıştır:

Her gavgede duzah olur, al olur, (s: 160)

2.Ek Düzeyinde

2.1. Eski Türk Yazı Diline İlişkin Ek Düzeyindeki Özellikler

2.1.1. Hal Eklerine İlişkin Özellikler

2.1.1.1 +n Belirtme Hali Eki:

Eski Türkçede başlangıçta isimlerden sonra -g, -ġ; iyelik ekli kelimelerden sonra –n; zamirlerden sonra –nı, -ni olmak üzere üç türlü belirtme eki kullanılırdı. –n belirtme eki Batı Türkçesinde son zamanlara kadar yaşamış, Osmanlıca ve Eski Anadolu Türkçesinde geniş ölçüde kullanılmış ve -ı, -i şeklinin yaygınlaşmasıyla ortadan kalkmıştır. (Ergin, 1997: 232)

Cebeci, Eski Türkçeden başlayarak belirtme hali eki olarak kullanılan ve 3. tekil şahıs iyelik ekinden sonra gelen -n’li şekillere şiirinde yer vermiştir. Eski Türkçede bir kurala bağlı olarak kullanılan bu ek, Eski Anadolu Türkçesi döneminden başlamak üzere genelde veznin gerektirdiği yerlerde bir fazla heceden kurtulmak için yararlanılan bir belirtme hali eki olarak kullanılmıştır. Bu durum özellikle halk ağzında ve bu ağızlara dayanan halk şiirimizde daha belirgin olarak göze çarpmaktadır. Cebeci, bu eki daha çok tarihi şiirlerinde kullanmıştır. Cebeci seçtiği Eski Türkçe sözcükler ve eklerle konusu tarih olan şiirlerine dil tarafından eşlik edilmesini sağlamıştır. Böylece, okuyucuyu konunun zamanına o zamanın dilini kullanarak çekme yoluna gitmiştir.

Hançer pasın bin can silmez (s:113)

Yurt ateşin kor kıldı. (s: 124)

Yedi acun illerin, /Hakanlara dar kıldı. (s: 124)

Diyojen öfkeyle yumruğun sıkar. (s:126)

Ciğerimin bir parasın kopardı (s: 160)

2.1.1.2 Eksiz Belirtme Hali:

Eski Türkçede üç farklı şekli görülen belirtme hali eki, mana itibariyle belirtme durumu belirli olmakla beraber metinlerin bazılarında kullanılmamıştır. Bu şekillere 1. ve 2. şahıs iyelik ekli sözlerde tesadüf edilmektedir. (Timurtaş, 1994: 71) M. Ergin ve F. Kadri Timurtaş’ın eksiz akuzatif olarak adlandırdıkları bu dillik özellik Eski Anadolu Türkçesinde ve Osmanlıcada sıkça görülmektedir: yaşum (umman idüp), gözüm (açdum), yüzün (gördüm) misallerinde olduğu gibi.Vezin zaruretinden ileri geldiği fikrini veren bu kullanım günümüz yazılı metinlerinde görülmemektedir (Ergin, 1997: 233).

Anadolu ağızlarının ise çoğunda (Nevşehir, Malatya, Kars, Bolu, Afyon, Kırşehir, Ordu, Çorum, Sivas, Niğde, Kahraman Maraş) eksiz belirtme hali görülmektedir(Buran, 1989: 125-127):

-yalvardım yakardım benim sözüm gabıl etmedi

- lalenin sümbülün kohusun keser

- aradık bulduk birbirimiz

- adirmiş gaşların gözlerin süzer

Ağızlarda bütün şahısların iyelik ekli şekillerinde eksiz belirtme hali kullanımı görülür. (Buran, 1989: 125-127)

Azericenin Salmas ağzında da görülen (Doğan, 2008: 324-326) eksiz belirtme halinin Cebeci’nin şiirlerinde kullanımını sadece bir yerde görmekteyiz. Bu ek, Cebeci tarafından ölçünün zorlamasıyla fakat bilinçli olarak kullanılmıştır:

Devran döner, zaman geçer aradan

Mızrağımız yüce kılsın yaradan.

Yıllar sonra adımıza buradan

Sancakları aylı beyler konuşsun (s:115)

2.1.1.3. +(X)n Vasıta Hali Eki:

Eski Türkçede vasıta eki -n’dir. Eski Türkçede işlek bir hal eki olarak kullanılan ek, Batı Türkçesine geçince işlekliğini kaybetmiş ve sayılı örnekte klişeleşmiş olarak kalmıştır. Bu örneklerin Batı Türkçesinde hem gittikçe sayıları azalmış hem de sonlarındaki -n büsbütün klişeleşerek cansız bir yapım eki haline gelmiştir: yaz-ın, kış-ın, güz-ün, yaya-n (Ergin, 1997: 237-238).

Cebeci’nin şiirlerinde vasıta hali ekinin Eski Türkçedeki kullanımına uygun iki örnek görülmektedir:

İşmar etme kaşınan. (s: 119)

Pusatlan yar kıldı. (s: 124)

2.1.2. Fiil Çekim Ekleri Düzeyindeki Özellikler

2.1.2.1. Şahıs Eklerinde

2.1.2.1.1. Emir Teklik 1. şahıs eki “-ayın,-eyin”:

Eski Türkçede –ayın,-eyin şeklinde olan ekin–ayı,-eyi şekli de görülmektedir. Batı Türkçesine –ayın,-eyin olarak aynen geçen ekin, birinci şahıslardaki m tesiri ile –ayım,-eyim şekli de ortaya çıkmıştır. Ek, Osmanlıcada yerini tamamen –ayım,-eyim’e bırakmıştır. Bazı çağdaş Türk lehçelerinde ek halen –ayın,-eyin şeklinde kullanılmaktadır. Ekte eskiden beri görülen bir hususiyet de ekin ilk vokali ile kök vokalinin vezin icabı bazen kaynaştırılmasıdır(Ergin, 1997: 305). Cebeci’nin Tatar Güzeli adlı şiirinde Eski Türkçedeki –ayın emir ekini kullandığı görülmektedir. Ergin’in (1997:305) ekle ilgili dile getirdiği özelliğe uygun olarak, geçtiği dörtlükteki 11’li hece veznine uyum için eklendiği kara- fiilinin son vokali ile ekteki ilk vokal kaynaşmış biçimdedir. Sözcük karayayın yerine karayın olarak kullanılmıştır:

İdil boylarında bir körpe kayın

Ben fidan diyeyim siz selvi sayın

Durup yamacına bin yıl karayın

Endamı işvesi hem nazı güzel (s: 24)

2.1.2.1.2. Emir Teklik 2. şahıs eki “-gil”:

Eski Türkçede, Eski Anadolu Türkçesinde ve Osmanlıcanın başlarında 2.tekil şahıs için kullanılan, daha sonra Osmanlıcada unutulmuş olan ek bugün Azeri sahasındaki ağızlarda hala yaşamaktadır. Türkiye Türkçesinde teklik ikinci şahsın bugün eki yoktur. (Ergin ,1997: 479) Eski Türkçeye ait bu eki, eserde dört ayrı dizede iki farklı fiile getirilmiş olarak görmekteyiz. Cebeci’nin şiirlerinde bu eki olumsuzluk eki almış fillerin anlamını kuvvetlendirmek ve vurguyu arttırmak için kullandığı hissedilmektedir:

Rabbım dosdoğru yoldan aman bizi atmagil! (s: 107)

Gazabına uğrayan kullarından etmegil! (s: 107)

Rabbım dosdoğru yoldan aman bizi atmagil! (s:108)

Gazabına uğrayan kullarından etmegil! (s: 108)

2.1.2.1.3. İstek Teklik 1.Şahıs Eki “-m”:

Batı Türkçesinde istek eki –A’dır. Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde –A ekinin istek işlevi ile tekil birinci şahıs için birçok örnek görülmektedir: gel-e-m, çıkış-a-m, dön-e-m, ol-a-m, kıyma-y-a-m, çal-a-m gibi. Bugün Türkiye Türkçesinin yazı dilinde istek kipinin 1. şahıs teklik ve çokluk şekilleri yaygın olarak Eski Türkçede hem emir hem de istek bildiren –AyInekinden gelme –(y)-AyIm ekiyle karşılanmaktadır. Bazı Anadolu ağızlarında ise alam, verem, götürem, çökem gibi ekin Batı Türkçesindeki kullanım şekli süregelmiştir. (Korkmaz, 2003: 649-650) Eski Anadolu Türkçesinde ve Osmanlı Türkçesi dönemlerinde sıkça görülen bu kullanım sanatçının yazdığı beş gazelin birinde bolca görülmektedir. Eski bir nazım türünü kullanan Cebeci, gazellerin ahengini ve dönemin ruhunu sözcüklerle de hissettirme amacı gütmüştür:

Bu şeb gözüm yaşıyla nice kubbeler binâ kılam (s:31)

Figân edem derûnuma cihânıâşinâ kılam (s:31)

Gehi kucam, gehi öpem, gehi duram semâ kılam (s:31)

Irağ idem bu laneden tamamını "lenâ" kılam (s:31)

Ne güne ben hazer idem ne dürlü imtina kılam (s:31)

Halâs olam bu hicrden yüzüm tutam visaline (s:31)

Varam gidem ayağ ayağ Dilâver'i fena kılam (s:31)

2.1.2.2.Zaman Eklerinde

2.1.2.2.1. Geniş Zaman Eki“-ür,-ur”

Eski Türkçede –ur/-ür, -ar/-er, -r olmak üzere üç türlü geniş zaman eki vardı. Bunlardan en eskisi –ur,-ür ekidir. Eski Anadolu Türkçesinde vir-ür, kıl-ur, görin-ür, kükreş-ür misallerinde olduğu gibi geniş ölçüde kullanıldığını görüyoruz. Batı Türkçesi geniş zaman için –r ekini umumîleştirmiştir. Fakat başlangıçta –r olarak ancak vokalle biten fiillerde kullanılmış, Eski Anadolu Türkçesi ile Osmanlıcanın başlarında konsonantla biten fiillerin hep –ur, -ür’le çekilmesi ekin –ur, -ür mü yoksa yardımcı sesi yuvarlaklaşmış –r mi olduğunu açıkça belli etmeyen bir durum yaratmıştır. Batı Türkçesinin ilk devreleri –ur, -ür’den–r’ye geçişin karışıklığı içindedir. Konsonantla biten fiillerde –ur, -ür’ün izi ancak Osmanlıcanın sonlarında silinmiş ve önündeki yardımcı ses vokal uyumuna bağlanarak –r umumî geniş zaman eki durumuna gelmiştir.(Ergin, 1997: 293) Günümüzde, ek vokal uyumuna uysa da Anadolu ağızlarında yuvarlak vokalli kullanımına rastlarız: bilür, gelür gibi.

Cebeci’nin şiirlerinde, geniş zaman ekinin Eski Anadolu Türkçesinde geniş ölçüde kullanılan yuvarlak vokalli şeklini görmekteyiz:

Turan ilde düğümlenür sarp yollar. (s: 160)
Bahar gelür, mökkem buzlar çözülür, (s: 161)

2.1.3. Fiilimsi Ekleri Düzeyindeki Özellikler

2.1.3.1. Zarf-Fiil Eklerinde

2.1.3.1.1. “-ub/-üb” Zarf-Fiil Eki

Ek aslında Eski Türkçede –p şeklindedir. Batı Türkçesine geçerken önündeki yardımcı vokal de ekin bünyesine dâhil zannedilerek ek iki sesli olmuş ve -up,-üp’e dönüşmüştür. Ekte, Eski Anadolu Türkçesi döneminde Arap harflerinin de etkisiyle p/b konsonant değişimi görülür. (Ergin ,1997: 340) Ek, çağdaş lehçelerde(Azeri Sahasında) –up,-üp şeklinde çekimli fiil gibi öğrenilen geçmiş zaman için kullanılmaktadır. –ub,-üb zarf-fiil eki, incelediğimiz eserde gazel nazım biçimiyle yazılmış üç ayrı şiirde birer defa kullanılmıştır. Vokalle biten köke geldiğinde araya –y- yardımcı sesini almıştır. (Timurtaş, 1994: 140) Bağlama işleviyle kullanılan bu ekin, şiirlerde geçtiği dizeler şunlardır:

Sînemi kılub hedef tîr ile ebrû gelir (s:27)

Tebessüm eyleyüb bârân döker sahrâ-yı sevdama (s:28)

İdüb leyâligendüme hem-derd, râzımı (s:29)

2.1.3.1.2. “-üben/-uban” Zarf-Fiil Eki

-p gerundiumundan çıkmıştır. Eski Türkçenin başlarında –pan, -pen şeklinde görülür. Batı Türkçesinde başına vokal almış ve p’si de iki vokal arasında b olduğu için –uban, -üben şekline geçmiştir. Eski Türkçe metinlerinde –ubanı, -übeni ve –ubanın, -übenin şekilleri de bulunmaktadır. (Ergin ,1997: 345) Türkiye Türkçesinde –arak,-erek ekiyle karşılanan bu ekin incelediğimiz şiirlerde sadece bir kullanımı görülmektedir:

Bu gice gam akın virûben eyledi muhâsere (s:31)

2.1.3.1.3. “-(y)I” Zarf-Fiil Eki

Eski Anadolu Türkçesinde hem tek başına hem de tekrarlanarak kullanılan ekin –(y)I’lı, -(y)U’lu ve –(y)A’lı şekilleri görülürken, Türkiye Türkçesine uzanan tarihi gelişme süresinde tek başına kullanılışı gittikçe zayıflamış, -(y)A…-(y)A’lı biçimde üst üste tekrarlanan şekli yaygınlaşmıştır. (Korkmaz, 2003: 984) Eserde, Türkiye Türkçesine kadar ulaşamadan eriyip kaybolan –(y)I…-(y)I’lı şekli kullanılmıştır. Cebeci’nin bir dizesinde saptayabildiğimiz bu ekin, Yunus’un arayı arayı bulsam izini /izinin tozuna sürsem yüzünü şeklinde başlayan şiirine öykünerek ya da onu hatırlatmak için kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Arayı arayı bulayım seni (s:58)

2.2.Çağdaş Türk Lehçelerine İlişkin Ek Düzeyinde Özellikler

2.2.1.İsim Çekim Ekleri Düzeyindeki Özellikler

2.2.1.1. “-dar” Çoğul Eki:

Türkiye Türkçesinde -lAr şeklinde bulunan çoğul eki, Başkurtçada /l,m, n, ñ/ seslerinden sonra +dar/+der, /r, v, y, z/’den sonra +zar/+zer, /b, ç, f, h, k, p, s, s, t/’den sonra ise +tar/+ter şeklinde kelimeye ulanmaktadır. Kazak Türkçesinde +lar/+ler dışında +dar/+der/+tar/+ter; Kırgızcada da +lar/+ler/+lor/+lör/+dar/+der/+dor/+dör/+tar/ +ter/ +tor/+tör olmak üzere çokluk eki 12 şekillidir.(Ata, 2009: 90-91)

Bir örnekte üç lehçede de görülen –dar şeklinin kullanıldığını görmekteyiz:

Dosdara vasiyyetim: (s: 54)

2.2.2.Fiil Çekim Ekleri Düzeyindeki Özellikler

2.2.2.1. Şahıs Eklerinde

2.2.2.1.1. İstek Kipi 1.Çoğul Şahıs Eki “-k”:

Türkiye Türkçesinde –lIm şeklinde bulunan istek kipine gelen birinci çoğul şahıs eki, Azeri sahasındaki ağızlarda yap-a-k, gid-e-k şeklinde -ķ, -k eki ile kullanılır.(Ergin, 1997: 312) Ekin Anadolu ağızlarında da kullanımı görülür.

Şiirlerde iki ayrı dizede, aynı sözcükte ekin bu kullanım şekli görülmektedir:

Dündar Ağam, Ötüken'de toy edek, (s: 161)
Kara kımız göl olanda pay edek. (s: 161)

2.2.2.1.2. Ek-fiilin Geniş Zaman Kipi 2.TeklikŞahıs Eki “-san”:

Zamir kökenli şahıs eki olarak Türkiye Türkçesinde –sIn şeklini alan teklik 2. şahıs eki, Azericede –sAn şekliyle kullanılmaktadır. Ekin, Cebeci’nin yine Azeri Türkçesi ve Doğu Anadolu ağızlarının tesirinde kaleme almış olduğu şiirinde üç farklı sözcükle kullanıldığı görülmektedir:

Dündar Ağam, çoh görestim hardasan? (s:160)

Eller sanir bir karanluk gordasan(s:160)
Mene göre Tanrı nerde ordasan, (s:160)

2.2.2.2. Ettirgenlik Eki“-der”:

Eski Türkçede bir iki kullanımı görülen ek, çağdaş Türk lehçelerinden Türkmen Türkçesinde saptanmaktadır. Ancak örnekleri burada da çok azdır: bök-ter- “atın eyerine yük vurmak”, dın-dar- “azat etmek, uzaklaştırmak”, dün-der- “altını üstüne çevirmek”, gan-tar- “ata eyer takmak”, en-ter- “bir kabın ağzını eğerek dökmek” gibi.(Korkmaz, 2003: 561-562) Anadolu ağızlarında döndür- yerine bu ekle kurulmuş dönder- şekli sıkça karşımıza çıkmaktadır. Cebeci’nin ağızlarda kullanılan bu sözcüğü şiirine taşıdığı görülmektedir:

Ellerinde oyuncağım al, dönder, (s: 178)

2.2.3. Fiilimsi Ekleri Düzeyindeki Özellikler

2.2.3.1. Zarf-Fiil Eki“-anda/-ende”:

Sıfat-fiil ve hal ekinin birleşiminden oluşan ek, Azerbaycan Türkçesi için karakteristik bir zarf-fiil ekidir. Türkiye Türkçesinde halk ağzında ve türkülerde bulunur. Ekin işlevini günümüz Türkiye Türkçesinde “-ınca/-ince” eki karşılamaktadır.(Gülsevin, 2001: 130) Ekin eserde, sekiz ayrı şiirde toplam on üç kullanımı görülmektedir:

Gün batanda gece ile yarışan(s:19)

Denizler kurşundan elbiseler giyende.(s:48)

Toprağın nefesi yapraklara değende,(s:48)

El-ense çekende Hamza karışlım. (s:62)

Yürüyende kah salınan, kah uçan (s:72)

Ağlayanda çöle yağmur yağdıran, (s:72)

Mor dağlardan sarı şafak sökende (s:75)

Yağı 'Hurra!' deyip hücum edende (s:123)

Biz binende gök yırtılır naradan. (s: 127)

Ataş yanıp tütün göğe ağanda, (s: 161)

Delü kurtlar düşmanını boğanda, (s:161)

Tanrıdağ'da bayaz aylar doğanda (s:161)

Kara kımız göl olanda pay edek. (s:161)

2.3.Ağızlara İlişkin Ek Düzeyinde Özellikler

2.3.1. Fiil Çekim Ekleri Düzeyindeki Özellikler

2.3.1.1.Şimdiki Zaman Eki + Teklik 1. Şahıs Eki “-yom”:

-yor şimdiki zaman ekinin bazı ağızlarda sonundaki zayır –r sesi düşürerek ve üzerine gelen şahıs ekiyle birleşerek –yom, -yon şeklinde görülmektedir. Ağızlara has bu çekim şekli Cebeci’nin şiirlerinde üç farklı mısrada ve aynı fiilin çekiminde kullanılmıştır:

Hain çaşıt, belli oldu yazıyom. (s:121)

Fırsat bulup halli oldu yazıyom(s:121)
Kocadıkça sollu oldu yazıyom. (s:121)

3. Sözcük Düzeyinde

Cebeci’nin şiirlerinde ustalıkla kullandığı dil, standart yazı dilinin sözcükleri dışında, ağız, Tarihi ve Çağdaş Türk dillerine ilişkin barındırdığı sözcüklerle de farklılık göstermektedir. Bu çeşitlilik sayesinde Cebeci kendi söz varlığının alanını daha da genişletmiştir:

3.1. Eski Türk Yazı Dilinde Görülen Sözcükler

3.1.1. Manevi Hayatla İlgili Sözcükler

Yıldızların sagu-sağdığı gece (s: 23)

Umay gibi yumuşak huylum (s: 38)

Yalavaçla Hak beğene (s: 57)

Uçup gitti Cennete, hak Yalavaç katına, (s: 87)

O üryan gündüzleri alıp gitti albızlar (s: 103)

Sekiz uçmakla tamu, hem kıyâmet onundur. (s: 107)

Bir tamu karanlığı keleplenirken bozkıra (s: 100)

Muhammed yalvaçtır, Muhammed haktır. (s: 155)

Oturur bengü taşlara adımızı vururduk (s: 197)

3.1.2. Askerlikle İlgili Sözcükler

Atlar homurdanırdı gök cıdalar azardı (s:13)

Bronz heykellerden günahın çerileri, (s: 70)

Atsız Yabgu önünde dizleyin yağsız yeri! (s: 87)

3.1.3. Durum ve Hareket Bildiren Sözcükler

Şol gönüle kaametin kucmaya arzû gelir (s: 27)

Kıyametten süzülmüş bunlu düşleri tuttum: (s: 88)

Usum yitti zülüflerde, (s: 151)

3.1.4. Hayvan Adı Olarak Kullanılan Sözcükler

Doksan aygır, dokuz buğra kırayım. (s: 86)

Altaylar'da ateş kanlı börüler, (s: 116)

3.2. Çağdaş Türk Lehçelerinde Görülen Sözcükler

3.2.1. Durum ve Hareket Bildiren Sözcükler

Durup yamacına bin yıl karayın (s: 24)

Öz atası eydür: "Hemen varayım; (s: 86)

Dündar Ağam , çoh görestim hardasan? (s: 160)

Ilduz ahar, yuhudaki er bilmez, (s: 160)

3.2.2. Akrabalıkla İlgili Kavramları Karşılayan Sözcükler

Öz atası eydür: "Hemen varayım; (s: 86)

Balam gezsin, çiğdem, çiçek kutlansın." (s: 86)

Mene göre Tanrı nerde ordasan, (s: 160)

Topla çadırları apakayım burdan gidelim (s: 197)

3.2.3. Edatlar

Dilerim bir taş düşsün /Başına ocak kimin(s: 118)

3.2.4. Gökyüzü Nesneleri İle İlgili Sözcükler

Ilduz ahar, yuhudaki er bilmez, (s: 160)

3.3. Ağızlarda Görülen Sözcükler

3.3.1. Durum ve Hareket Bildiren Sözcükler

Bir sızı içimde keleplenirdi, (s: 17)

Gökyüzünü öykeniyor kirli sular (s: 41)

Bulduğum an yavı kılayım seni (s: 58)

İçimdeki çölleri destanlarla suvardım (s: 61)

Dağlar dümdüz oldu yere yazıldı (s: 63)

Sardım kollarımla koçtum zamanı (s: 65)

Dinime, töreme ürdürme ya Rab! (s: 71)

Zalımların bayrağını cıralım (s: 161)

Öfkeyle kollarını çemriyor yalancı fecir (s: 185)

3.3.2. Nitelik Bildiren Sözcükler

Yadırgı güneşler ateş döküyor başımdan aşağı (s:11)

Diri ve koçak akrepler dinlenir (s:12)

Alnı akıtmalı bir at üstünde (s:14)

Yalpırık tulgalarıma (s: 14)

Bakarak ağlardım cılga yollara, (s: 17)

Ilgar ile yürüyene (s: 56)

Gövdelerden ığıl ığıl kan gelsin. (s: 115)

3.3.3. Hayvan Adı Olarak Kullanılan Sözcükler

Alıcı tarlanlar dolanır başımızda, (s: 73)

3.3.4. Gündelik Yaşamla İlgili Kavramları Karşılayan Sözcükler

Bir yerden üstüme çıngılar dökülüyor yanıyorum (s: 42)

Bilekler katı pulat, pençeler iri iri... (s: 87)

3.4. Eski Türk Yazı Dilinde ve Ağızlarda Görülen Sözcükler

3.4.1. Durum ve Hareket Bildiren Sözcükler

Çocuklar yelikiyor gelecekten habersiz (s: 51)

Fetahmet sırtlarından ünledi Emir Çubuk (s: 60)

Uçmaktan ırmaklar gelir çimerdik sularında (s: 197)

3.4.2. Nitelik Bildiren Sözcükler

Geliyorum eleğimsağma kemerlerden (s: 39)

Esrimiş limanlarda dondu kaldı sesleri (s: 51)

Görklü güneş titrerken bir kılıcın ucunda, (s: 55)

Sayru düştü düşüncelerin bu ortamlarda (s: 176)

Esrik dolunaylar öperdi çekik gözlerimizden (s: 197)

3.4.3. Gündelik Yaşamla İlgili Kavramları Karşılayan Sözcükler

Ala sayvanlarda toya geldiler. (s: 20)

Geleceğe yöğrük ulaklar giderdi, (s: 48)

Uğultular gelir geceleri koyaklardan (s: 49)

Kime sorsam sarı bürçeklim kime (s: 132)

Şu çaşıtlar yurt kıymetin (s: 113)

En asi zirvelerde sustu acı külekler (s: 192)

Bir divane kirmene sarardık sonsuz mesafeleri (s: 197)

3.4.4. Askerlikle İlgili Sözcükler

Tez büyüsen, pusatlansın, atlansın, (s: 86)

3.5. Çağdaş Türk Lehçelerinde ve Ağızlarda Görülen Sözcükler

3.5.1. Gündelik Yaşamla İlgili Kavramları Karşılayan Sözcükler

Şahin kuşu ucalardan av gollar, (s: 160)

Böyle yatarken mahnılar Hüseyni beşiğinde (s: 192)

3.5.2. Nitelik Bildiren Sözcükler

Bahar gelür, mökkem buzlar çözülür, (s: 161)

Büyüsün de batur olsun acunda; (s: 86)

3.5.3. Hayvan Adı Olarak Kullanılan Sözcükler

Oysa kulanlar kişner sabırlı koyaklarda, (s: 192)

3.5.4. Askerlikle İlgili Sözcükler

Yalpırık tulgalarıma (s: 14)

3.6. Eski Türk Yazı Dilinde ve Çağdaş Türk Lehçelerinde Görülen Sözcükler

3.6.1. Gündelik Yaşamla İlgili Kavramları Karşılayan Sözcükler Büyüsün de batur olsun acunda; (s: 86)

3.7. Eski Türk Yazı Dilinde, Çağdaş Türk Lehçelerinde ve Ağızlarda Görülen Sözcükler

3.7.1.Durum ve Hareket Bildiren Sözcükler

Abu Felek merd ağamı apardı, (s: 160)
3.7.2.Nitelik Bildiren Sözcükler

Yahşi ahşap evlerle söyleşip geziyorum. (s: 103)

3.7.3. Gündelik Yaşamla İlgili Kavramları Karşılayan

Sözcükler

Bahar başlayınca elvan toyuna,(s: 17)

Odlar yandı göz pınarlarında ceren kızların. (s: 191)
Sonuç

  1. Dilaver Cebeci, şiirlerinde standart yazı dili dışına çıkmış, ağız, Tarihi ve Çağdaş lehçelerin ses, biçim ve sözvarlığından da yeri geldikçe yararlanmak yoluna gitmiştir.

  2. Cebeci’nin standart yazı dili dışında kullandığı şekiller şiirlerinin konusuna bağlı olarak belirmektedir. Özellikle konusunu tarihten alan veya kişiye yazılmış şiirlerinde bu özellikler daha açık olarak ortaya çıkmaktadır.

  3. Cebeci’nin şiirlerinde yer verdiği ağız, Tarihi ve Çağdaş lehçelere ilişkin bütün özellikleri birer sıra dışılık değil, Cebeci’nin üslubunu belirleyen parçalar olarak değerlendirmek gerekir.

  4. Şiirlerinde kullandığı söz konusu özelliklere bakarak, Cebeci’nin bu özelliklerin bulunduğu ağız ve lehçelerin dil özeliklerine hakim olduğunu ve bunları yetkinlikle kullandığını söylemek mümkündür.

  5. Cebeci ses ve biçim özellikleri dışında, Türkçenin farklı dönem ve coğrafyalarının söz varlığına da şiirlerinde yer vermiştir. Taramalarımız sonucunda Tarihi ve Çağdaş lehçeler ile ağızlardan alınmış yaklaşık 50 (elli) sözcüğün kullanıldığı görülmüştür. Bu sözcüklerin önemli bir kısmının Eski Türkçe dönemine ait olması dikkat çekicidir.

Kaynaklar
Bulut, Yıldıray, (2009). Dilâver Cebeci, Hayatı, Sanatı ve Eserleri, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Buran, Ahmet, (1989). Anadolu Ağızlarında İsim Çekim Ekleri, (Doktora Tezi), Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ
Cebeci, Dilâver, (2009). Dilâver Cebeci Bütün Şiirleri, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul.
Doğan, Talip, (2008). “Salmas Ağzında Hâl Ekleri”, Turkish Studies, Volume 3/3, Spring, s. 319-344.
Ergin, Muharrem (1997). Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yayınları, İstanbul.
Gülsevin, Gürer (2001). “Türkiye Türkçesinde Birleşik Zarf-fiiller”, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:2, 125-143.
Hacıeminoğlu, Necmettin (1992). Türk Dilinde Edatlar, MEB Yayınları, İstanbul.
Kormaz, Zeynep,(1995). “Eski Türkçedeki Oğuzca Belirtiler”, Türk Dili Üzerine Araştırmalar, TDK Yay.,Cilt:1, 205-217, Ankara.
Korkmaz, Zeynep, (2003). Türkiye Türkçesi Grameri (Şekil Bilgisi), TDK Yayınları, Ankara.
Sarıtaş, Mehmet, (2013).Dilaver Cebeci’nin Şiirlerinde Zarf Tamlayanları, (Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç. Dr. M. Vefa NALBANT), Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Denizli.
Timurtaş, Faruk Kadri (1994). Eski Türkiye Türkçesi, Enderun Kitabevi, İstanbul.


Doç. Dr., Pamukkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü, Eski Türk Dili Anabilim Dalı

 Yüksek Lisans öğrencisi, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü


sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconRemzi Demir: "Philosophia Ottomanica’ya Genel Bir Bakış." In

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconErol deran’in acemküRDİ m a k a m in d a k I kanun taksiMİNİn makamsal...

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış icon303. Aşağıda verilen kelimelerin hangisi kök bakımından diğerlerinden farklıdır?

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconKıbrıs Türk Federe Meclisi'nin 20 Mayıs, 1977 tarihli birleşiminde...

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconYeni medya ve telif haklari iLİŞKİSİne genel bakiş

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış icon1. Aşağıdaki parçalardan hangisi tanrısal (hâkim) anlatıcının bakış açısıyla verilmiştir?

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconBir duygunun, bir tasarının, bir düşüncenin ya da güzelliğin anlatımında...

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconEğer bir yalan, uzun bir süre yeterince tekrarlanırsa, sonunda o...

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconAlucra’nin emektar şahsiyetleri

Arkaizm, Lehçe Ve Ağız Bilgisi Bakımından Dilaver Cebeci’nin Şiirlerine Bir Bakış iconBatı’nın Ateist Literatürü’nde


Edebiyat




© 2000-2018
kişileri
ed.ogren-sen.com