Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi?


ed.ogren-sen.com > Edebiyat > Evraklar


“Avrupa’nın En İyi Roman ve Öyküleri” antolojisine Türkiye’den Ersan Üldes seçildi!



Dalkey Archive Press’in yıllık olarak yayımladığı Best European Fiction [Avrupa’nın En İyi Roman ve Öyküleri] antolojisinde, bu yıl Türkiye’den bir yazarın eserine de yer verildi.
Mac Arthur “Dahi Ödülü” sahibi, ünlü Bosnalı yazar Aleksander Hemon’un yayına hazırladığı antolojide, Ersan Üldes’in “Zafiyet Kuramı” adlı romanından bir bölüm yer alıyor.
Best European Fiction serisi, Avrupa’nın dört bir yanındaki edebiyat sahnelerinde neler olduğunu göstermeyi amaçlayan bir pencere.

Best European Fiction serisi ile ilgili basında çıkanlar:
“Türkiye’den Ersan Üldes’in [Zafiyet Kuramı adlı romanının] “Meslek Davranışları” bölümü, antolojinin ne kadar başarılı ve öngörü sahibi olduğunu gösteren iyi bir örnek.”

Kevin Frazier, Open Letters Monthly
“Best European Fiction ... heyecan verici bir kitap”

Radhika Jones, Time dergisi
“...[bu kitaptaki] her bir bölüm, gerçek roman ve öykü severlere ciddi bir okuma tecrübesi yaşatacak.”

Brad Hooper, Booklist
“Her bir ulusun edebi ruhunun saplantılarını, umutlarını ve korkularını daha derinden anlamak için çok değerli bir fırsat.”

Michel Faber, Guardian
“Avrupa’nın edebiyat sahnesinden son derece geniş bir yelpaze sunuyor.”

Gregory Cowles, The New York Times
“Okuduğum en fevkalade antolojilerden biri: canlı, büyüleyici; bu kadar kapsamlı bir antoloji yapılabileceğini hayal bile edemezdim.”

Michael Schaub, Bookslut


Best European Fiction serisi ile ilgili ayrıntılı bilgi almak ya da antolojide yer alan yazarlarla yapılan röportajları okumak için: http://www.dalkeyarchive.com/book/?GCOI=15647100326240


Meşrutiyet C. Kıblelizade S. Tepehan No:1/6 Şişhane-İstanbul Tel: (212) 251 40 23 Fax: (212) 251 40 24 E-posta: info@planb.com.tr www.planb.com.tr

Ersan Üldes’le yapılan röportajın Türkçe metni*

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi?

Belki hem siyasi hem de edebi düzlemde milletlere ve milliyetlere gereğinden fazla prim vermeyen bir yazar olduğum için, önüne ‘regional’ ‘national’ hatta ‘european’ gibi tanımların konduğu geleneklere mesafeliyim. Meselâ bugüne kadar Sancho’nun eşeğinin ne kadar İspanyol olduğuna hiç kafa yormadım. O yüzden Avrupa roman geleneğiyle olan akrabalığımın derecesini kestirmekte de güçlük çekiyorum. Ancak Rabelais ve Cervantes eliyle bizlere ulaşan ‘milliyetsiz’ roman mirasından küçücük de olsa pay alabilmek için yazdığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Çağdaş Türk roman ve öyküsünde heyecan verici bir eğilim, akım ya da okul var mı? Daha fazla okunması ve çevrilmesi gerektiği halde gözden kaçan çağdaş Türk yazarları kimler?

Çağdaş Türk yazınında dönem dönem bazı eğilim ve akımlardan söz etmek elbette mümkün. Ancak ne yazık ki bu eğilimler birer estetik kanon olmaktan çıkıp zamanla doğal seleksiyona direnmek için bir araya gelen dayanışma derneklerine evrildi. Bu da Türk Edebiyatı’na zarar verdi. Avrupa’yı, Amerika’yı bir kenara bırakın; bu yüzden Türkiye kendi yazarlarını uzun yıllar keşfedemedi. Doğal olarak bu durum, dünyanın önemli yazarlarımızla tanışmasını da engelledi. Abdülhak Şinasi Hisar henüz çevrilmedi, Ahmet Hamdi Tanpınar yeni yeni tercüme ediliyor, bildiğim kadarıyla yabancı dilde herhangi bir Oğuz Atay romanı yok. Günümüz yazarlarından İbrahim Yıldırım, Murat Uyurkulak, Semra Topal ve Barış Bıçakçı’dan da dünya mutlaka haberdar olmalı…
Diğer ülkelerden ilgi çekici roman/öykü yazan çağdaş Avrupalı yazarlar kimler?

‘Çağdaş’ tabiri ısrarla zamansal, dönemsel bir vurgu içermiyorsa eğer, burada sayısız yazar adını zikredebilirim. Sadece romanlarıyla değil, edebiyatı teorize ediş şekliyle de Kundera, benim vazgeçilmezim. Ayrıca bir Gombrowicz hayranıyım. John Fowles, Peter Handke, Michael Tournier… Biraz daha bugüne doğru yaklaşırsak; Philippe Sollers, Gilbert Adair, Enrique Vila-Matas, Toby Litt...
Türkiye’de çağdaş edebiyat için yeterli yayıncılık imkanı var mı? Edebi kurgu için Türkiye’de bir pazar var mı?

Ülkemizde yayıncılık gözle görülür şekilde gelişti. Ancak Türkiye’de edebiyat adına bir pazardan asla söz edilemez. Ayrıca ben bunun bütün dünya için böyle olduğunu düşünüyorum. Edebiyat varsa, Pazar yoktur. Pazar varsa, orada edebiyat adına bir kırıntı, belki bulunur.

Romanınızın çevrilmesini ister misiniz? Neden?
Benim romanımın ya da önemsediğim birkaç başka yazarımızın romanlarının diğer dillere çevrilmesini elbette isterim. Avrupa ve Amerika’nın oryantalist bakışının kırılması ve ülkemde edebiyatın harem münasebetleri ya da kartpostal aşklarından ibaret olmadığının anlaşılması açısından bu epeyce önemli…

Eğer bir seçim şansınız olsa, romanınızın bire bir, sadık bir çevirisinin yapılmasını mı istersiniz yoksa yorum içeren bir çeviri mi?
Yapıtlarımı bir “kutsal metin” ya da “mega anlatı” ürünü olarak görmediğim için, yaratıcı tercümelere açık olduğumu söyleyebilirim. Ancak elbette bunun da bir sınırı var. Ne Judith Wohmann gibi bir yazar olmak ne de onun başına gelenleri yaşamak isterim.

* Best European Fiction antolojisine seçilen yazarlarla yapılan röportajlar, Dalkey Archive Press’in web sitesinde yayımlanmaktadır. http://www.dalkeyarchive.com/book/?GCOI=15647100326240

ERSAN ÜLDES

1973’te Manisa’da doğdu. İstemediği okullarda okudu, mühendislik eğitimi aldı. Sevmediği işlerde çalıştı, reklam yazarlığı yaptı. 1990 yılında Milliyet Sanat dergisinde yayımlanan şiiriyle edebiyat dün­yasına adım attı. 1994-1995 yıllarında Express dergisinde siyasi denemeler yazdı. Turkish Book Review, Özgür Edebiyat gibi edebiyat dergileri için roman eleştirileri kaleme aldı.

İlk romanı Yerli Film, 1999 yılında İnkılâp Kita­bevi Roman Ödülü’nü aldı. İkinci romanı Aldırılan Çocuklar Örgütü, 2004 yılında yayımlandı. 2007 yılında Plan B yayınları tarafından yayımlanan ve bir bölümü Best European Fiction 2011 antolojisine seçilen Zafiyet Kuramı, Ersan Üldes’in üçüncü romanı.

ZAFİYET KURAMI

Bireyin zaafları üzerine mizahi bir roman Zafiyet Kuramı. Ersan Üldes üçüncü romanında yine sert bir mizah örneği sergiliyor.

Yazarlara duyduğu öfke yüzünden, Almanca’dan çevirdiği romanlarda gönlünce değişiklikler yapan Meriç, yaşadığı çok etkileyici bir günün ardından yazarlığa soyunuyor. Roman sanatına kendince getirdiği yeni yaklaşım sayesinde, onun hem yaşamına hem de romanı yazma sürecine eşzamanlı olarak tanık oluyoruz.

Meriç kendi zaaflarını yenmek için her çareye başvururken yakın çevresi de onun hayatını çekilmez hale getiriyor. Silik bir sevgili, Meriç’in aksine tüm girdiği ortamlarda dikkatleri üzerine toplayan bir arkadaş, son derece çekici bir kadın ve ömrünün son demlerinde yazar olmaya kalkışan bir baba… Babanın kendine özgü hayat bilgisi, sık sık kendini gösteriyor Zafiyet Kuramı’nda.

Editör: Arzu Taşçıoğlu, Deniz Vural
Dizi: Modern Dünya Edebiyatı 9
ISBN: 978-975-8723-17-1
Sayfa: 233
plan b yayınları
info@planb.com.tr Tel: (212) 251 40 23

zafiyet kuramı ile ilgili her türlü bilgiye ve görsel malzemeye www.planb.com.tr/zafiyet adresinden ulaşabilirsiniz.

Romandan Alıntılar:

Bir kimlik olarak yazarlığı rütbe gibi taşımak, dünyadaki en tehlikeli tatmin şekillerinden biridir. Yazmak başka; ama yazar olmak, yeryüzünde ısrarla o kimlikle bulunmak, psikoloji bilimine havale edilesi bir bozukluktur. Yazdıkları tatmin edici olmayanlar, sizin üzerinizden, yani yazar dostu adı verilen, yazarın yanında daha önemsiz kalmamak için sürekli diri kalmak, sürekli taze fikirler yumurtlamak zorunda olan zavallıların üzerin­den tatmin olmaya çalışırlar.”

Net bir son hazırlama takıntısını sevmediğim gibi, kurguda bırakılmış büyük boşluklardan da haz etmezdim. Böylesi çabaları, eli yüzü düzgün bir kompozisyonu hakkıyla tamamlamaktan aciz yazarların, derinlik yaratma kisvesi altında başvurduğu soytarıca bir gösteri, bir tür kepazelik olarak görürdüm, artık kendimi ne sanıyorsam. Tercümesini yaptığım bütün postmodern yazarların bozdukları yapıları yeniden onardım, bıraktıkları boşlukları bir bir doldurdum, gereksiz bulduğum geri dönüşleri ortadan kaldır­dım, mekânları değiştirdim, olayları değiştirdim, tarihlerle oyna­dım, bazen coşkun dalgalanmalara kapılıp aralara şiirsel metinler bile döktürdüm.

Okuru kusursuz sona hazırlayan romanlar ağırıma gidiyordu; bi­tirici, öldürücü bir son hazırlama telaşında, geride kendi söyledi­ğinden başka bir şey bırakmayan, kan emici yazarlara içerliyor­dum.”

Bugün çok tanrılı bir dine geçiş yaptık gerçekte, insanlık geri­ye döndü yine, binlerce yıl öncesine. Yeni dinin tekbiri şu; her şey benim elimde... Peki yeni dinin Kâbe’si ne tarafta? Onu bulmak da senin elinde... Biraz enformasyon takviyesi, bir parça kalkındırma ile kendi Kâbe’ni bulabilirsin, bulamazsan da yaratırsın. Gerçekte bu şifreli bir cümle, yani yeni nümerik din diyor ki aslında: Kâbe senin içinde ama iş onu bulabilmekte... Ara ki bulasın, yeni dinin Kâbe’si, sanki kadının o meçhul ve meşum noktası...

Sevgilisinden ilgi ve aşk ister insan, bir demet çiçek alınsın, aldatılmasın, adı sayıklansın dursun, nasıl tanıştık her gün anlatılsın. İnsan soyunun hayvandan farkı, düşünmektir, dünyayı kav­ramak için düşünmek, yalnızca düşünmek, diyenlerin kafasına sıçayım. Asıl fark, her daim beklemesidir insanoğlunun. İnsan, bekleyen bir hayvandır. Otobüs bekleyen bir inek gördün mü ya da doğum gününde hediye bekleyen bir susamuru?”


sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconKitapları dahil, alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat...

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconDünya çapında yaşamış ve halen yaşıyor olan bir çok edebiyatçı,roman...

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconBasim yer? Yili: ?stanbul 2004
З?naralt? dergisinde hikayeler yay?nlad? Sonra roman yazmaya ba?lad? Sanat eseri iзin her tьrlь basmakal?b? reddeden, hьr ve ba??ms?z...

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconYaklaşık olarak bir buçuk asırdan beri, gerek Türkiye’de ve gerekse...

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? icon601 Büyük bir yazar ikinci bir hükümettir. Bunun için dünyanın neresinde...

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconŞiir, neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür....

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconSayfa 11: 1-a tarihi daha iyi öğrenebilmek için dönemlere ayrılmıştır....

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconSariveliler geleneksel karacaoğlan yayla şenlikleri

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconTürkiye Türkçesi ile Azeri, Kazak, Türkmen, Özbek, Kırgız Dilleri...

Eserinizi Avrupa roman geleneği içinde mi görüyorsunuz yoksa herhangi bir milli ya da geleneksel geleneğin için de mi? iconV. uluslararasi öDÜLLÜ geleneksel şİİr yarişmasi 2012 Şartnamesi


Edebiyat




© 2000-2018
kişileri
ed.ogren-sen.com